İklim Masasi

Politika

Bonn İklim Müzakereleri hayal kırıklığı ile sona erdi

3-13 Haziran tarihleri arasında Bonn’da düzenlenen SB60 müzakereleri, COP28’i takiben iklim eylemlerinin nasıl ilerleyeceğini anlamak ve COP29’a dair öngörülerde bulunabilmek için önem taşıyordu. Ancak toplantılarda ‘klasikleşmiş iklim müzakereleri oyunu’ devam etti, taraflar hemen hemen hiçbir önemli konuda uzlaşamadı. Fosil yakıtlardan çıkış konusu geçiştirildi ve gelişmiş devletler, iklim finansmanı sağlama konusunda sorumluluk almaktan kaçındı. Özetle, finansmana ve eyleme geçmeye dair tüm hususlar tabiri caizse ‘askıya alındı’.

Devamını Oku »

‘Avrupa’da iklim şüphecilerinin sayısı sınırlı’

Aşırı sağ partiler, Avrupa Parlamentosu seçimlerinde oy oranlarını önemli ölçüde artırarak dikkat çektiler. Kampanya sürecinde bu partilerin önemli gündem maddelerinden biri de iklim politikalarıydı; bu nedenle, seçim sonuçlarının Avrupa Birliği iklim politikalarını ne şekilde etkileyeceği merak konusu. Ancak uzmanlara göre aşırı sağ partilerin iklim değişikliği konusundaki görüşleri, çoğunluğun fikirlerini temsil etmiyor. Avrupa’da iklim değişikliğine şüpheyle yaklaşanların sayısı oldukça sınırlı. İklim değişikliği ile mücadelenin hız kaybetmemesi için, iklim şüphecisi pozisyonlara aktif olarak karşı çıkmak önem taşıyor.

Devamını Oku »

Avrupa kamuoyu ‘iklim yorgunu’ değil


Seçim kampanyası sürecinde iklim değişikliği şüpheciliğini gündemde tutan aşırı sağ partilerin oylarını artırması, Avrupa Birliği iklim politikalarının geleceği konusunda endişe yarattı. Ancak uzmanlar, sağa kaymaya karşın merkezin tutunduğuna dikkat çekiyorlar. Seçim öncesinde Almanya, Fransa ve Polonya’da yapılan bir çalışma ise, Avrupa’da ‘iklim yorgunluğu’ yaşandığına ilişkin iddiaların gerçeği yansıtmadığına işaret ediyor. Çalışmanın sonuçlarına göre üç ülkede de vatandaşların çoğunluğu, iklim değişikliği konusunda endişeli ve güçlü iklim politikalarını destekliyor. İklim değişikliğine şüpheci yaklaşan azınlık ise aşırı sağ parti destekçileri tarafından domine ediliyor.

Devamını Oku »

‘Emisyonları sıfırlamak için karbonun etkin fiyatlandırılması şart’

Dünya Bankası tarafından yayınlanan Karbon Fiyatlandırılması Durumu ve Eğilimleri raporu, karbon fiyatlandırmasının önemini açıkça vurgularken, mevcut durumla ilgili gerçeklikten daha olumlu bir tablo çiziyor. Bu sene ilk defa elde edilen 100 milyar doların üzerindeki geliri bir ‘‘rekor’’ olarak vurgulayan rapor, karbon fiyatının düşüklüğü ve karbon fiyatlandırması kapsamında olmayan emisyonların oranının hâlâ yüksek olması gibi önemli sorunların üzerinde yeterince durmuyor.

Devamını Oku »

Emisyon Ticaret Sistemi’nin etkinliğine inanç arttıkça, destek de yükseliyor


Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nın devreye girmesine iki seneden az kalmışken, Türkiye de Emisyon Ticaret Sistemi (ETS) kurma çalışmalarına hız verdi. Firmaların ETS’ye verdiği desteği artırmak için sistemdeki belirsizlikleri asgaride tutmak önemli. Çalışmalar ayrıca ‘‘yeşil’’ uygulamaları bulunan, karbon ayak izini hesaplatan firmaların, ETS’ye daha fazla destek verdiğini gösteriyor. Sistemin etkinliğine duyulan inancı artırmak, desteği de artırabilir.

Devamını Oku »

İklim Kanunu Taslağı: Ne Biliyoruz?

2024 yılı içinde TBMM’nin gündemine gelmesi beklenen iklim kanununun içeriği belirsizliğini korusa da, tartışma yaratmaya ve iklim dezenformasyonuna konu olmaya devam ediyor. Oysa uzmanlara göre iklim kanunu taslağında, güçlü bir kanunun sahip olması gereken önemli unsurlar eksik. Türkiye’nin azaltım hedeflerine yer verilmediği gibi, iklim değişikliği ile mücadelede izlenecek politikaların çerçevesi de net değil. Detaylı hazırlanmış yegâne bölümlerin emisyon ticareti sistemine ilişkin olması da dikkat çekiyor. Uzmanlara göre bu haliyle kanun taslağı, iklimi değil, AB ile ticareti korumayı hedefliyor.

Devamını Oku »

G7 Bakanlar Toplantısı: ‘1,5°C vurgusu önemli fakat somut adımlar yetersiz’

G7 Zirvesi öncesi İtalya’da bir araya gelen iklim, enerji ve çevre bakanları, küresel ısınmayı 1,5°C ile sınırlandırma hedefini yineledi. Ancak kömürden çıkış için mutabık kalınan 2035 tarihi, bu hedef için yetersiz. G7 Bakanlar Deklarasyonu’nda yalnızca ‘‘verimsiz’’ fosil yakıt sübvansiyonlarının kaldırılması çağrısı yapılması ve enerji arz güvenliği ile azaltım politikaları arasındaki mücadelenin devam etmesi de dikkat çekici. Bu eksiklikler, 1,5°C hedefi için hâlâ yeterli kararlılığın sağlanamadığını gösteriyor.

Devamını Oku »

İliç’teki facia, kuralsızlığın ve kontrolsüzlüğün sonucu

Bergama mücadelesi sırasında kamu yararına olmadığı yargı yoluyla tespit edilen altın madenciliği, 1990’ların sonundan itibaren temize çıkarıldı ve ülke çıkarları ile özdeşleştirildi. Sebep olduğu çevresel tahribat ve riskler göz ardı edildi, yasal korumalar kaldırıldı. İliç’teki facia, bu kuralsızlığın ve kontrolsüzlüğün doğrudan sonucu.

Devamını Oku »

Türkiye, Arktik politikalarını netleştirmeli

Türkiye’nin Arktik’te bölgesel varlık kurarak ekonomik veya askeri çıkar sağlaması gerçekçi değil. Öte yandan, Arktik Konseyi’ne gözlemci üye olarak siyasi prestij kazanmak ve bölgedeki bilimsel çalışmalarda yer almak mümkün. Bunun için Arktik politikalarını netleştirmek ve bilimsel projeler başta olmak üzere olası işbirliği alanlarında politika üretmek gerekiyor.

Devamını Oku »

Türkiye Emisyon Ticaret Sistemi’nin ölü doğma riski var

Henüz hazırlık aşamasında olan Türkiye Emisyon Ticaret Sistemi, ölü doğma riski taşıyor. Yeni yapılan bir çalışmaya göre, Türkiye’nin iklim hedeflerinin yetersizliği, karbon fiyatlarının çok düşük seyretmesine sebep olabilir ve 2027 yılında, 17 milyonluk tahsisat fazlası oluşabilir. Sistemin etkin çalışması için Türkiye’nin sera gazı azaltım hedeflerini güçlendirmesi gerekiyor.

Devamını Oku »