İklim Masası

Sıcak dalgaları İstanbul’da 4,281 fazladan ölüme neden oldu

2004-2017 yılları yaz aylarında İstanbul’da yaşanan sıcak dalgalarını inceleyen bir çalışma, sıcak dalgalarının üçte ikisinin ölümlere sebep olduğunu ortaya çıkardı. Araştırmaya göre 20 sıcak dalgası sırasında fazladan 4,281 kişi hayatını kaybetti.
2004-2017 yılları yaz aylarında İstanbul’da yaşanan sıcak dalgalarını inceleyen bir çalışma, sıcak dalgalarının üçte ikisinin ölümlere sebep olduğunu ortaya çıkardı. Araştırmaya göre 20 sıcak dalgası sırasında fazladan 4,281 kişi hayatını kaybetti.
Yayınlanma Tarihi: 22/06/2023
Kategori:

16 milyona yakın nüfusuyla Türkiye’nin en kalabalık şehri olan İstanbul’da çok sayıda insan, sıcak havanın olumsuz sağlık etkileri dolayısıyla risk altında. İstanbul’da 2004 ile 2017 yılları arasında yaşanan sıcak dalgalarının sağlık etkilerini araştıran bir çalışma (Çulpan, Şahin ve Can, 2022), Haziran, Temmuz ve Ağustos aylarında 30 sıcak dalgası yaşandığını saptadı. Çalışmaya göre, meydana gelen sıcak dalgalarının %67’sinde ölüm hızı yükseldi. Toplam 257 gün süren 20 sıcak dalgası sırasında fazladan 4,281 ölüm gerçekleşti.

En fazla ölüme yol açan sıcak dalgaları 2007, 2010 ve 2017 yıllarında yaşandı. 29 Temmuz-22 Ağustos 2010’da yaşanan sıcak dalgası fazladan 783 ölüme sebep olurken, 2007 yılında dokuz gün süren sıcak dalgası 339 kişinin, 2017’de bir hafta süren sıcak dalgası ise 220 kişinin hayatını kaybetmesine neden oldu. 

Coğrafi konumu nedeniyle iklim değişikliğinden en fazla etkilenecek ülkeler arasında bulunan Türkiye, geçmişe kıyasla daha sık, daha uzun ve daha yoğun sıcak dalgası yaşıyor. Türkiye’nin batısında 1960’lardan bu yana sıcak dalgası sıklığı her 10 yılda ortalama 0,4 artarken sıcak dalgalarının uzunluğu 2 gün, yoğunluğu 2°C artıyor. Önlem alınmadığı takdirde bu durum, sıcağa bağlı hastalık ve ölümlerin artmasına yol açabilir.

 

 

Daha sıcak ve kurak günler kapıda

İklim değişikliği, dünyanın her yerinde birçok aşırı hava olayını etkiliyor. Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli’nin 30 yıldır yayınladığı değerlendirme raporları, aşırı sıcakların daha sık ve yoğun hale geldiğini gözler önüne seriyor. Yayınlanan son Değerlendirme Raporu da küresel ısınmadaki her yarım derecelik yükselişin, aşırı sıcakların yoğunluğunda ve sıklığında açıkça fark edilebilir artışlara neden olacağını öngörüyor. 

Sanayi Devrimi sonucu değişen insan faaliyetleri nedeniyle, 19. yüzyılın ortasından beri küresel sıcaklık artışı 1°C’yi aştı. Türkiye’de gözlenen ortalama sıcaklık artışı da benzer seviyede. Türkiye, Akdeniz Havzasında yer alması ve güneyindeki çöl kuşağının ısınma sonucu kuzeye doğru genişlemesi nedeniyle sıcak dalgaları açısından risk altında. Küresel sıcaklık artışı senaryolarına göre 2100 yılında Türkiye’deki ortalama sıcaklık artışının batıda 4,5°C’yi doğuda ise 6°C’yi geçmesi mümkün. 

‘’Yüksek sıcaklığa adaptasyon iki ila altı hafta arasında sürebiliyor. Bu nedenle, yaz mevsiminin ilk haftalarında gerçekleşecek ani bir sıcaklık artışının insan sağlığına olumsuz etkisi, yaz sonunda gerçekleşecek artıştan daha fazla olabilir.’’

 

Ani, yoğun ve uzun süreli sıcaklık artışları daha tehlikeli

Sıcaklık artışlarının aniden gerçekleşmesi durumunda sıcak dalgaları daha da tehlikeli hale geliyor. Benzer şekilde, sıcaklıktaki artışın (yani sıcak dalgası yoğunluğunun) fazla olması da tehlike yaratıyor. Ortam sıcaklığı artışlarında vücut sıcaklığını dengeleyen mekanizmalar, ani ve yoğun sıcaklık artışlarında yeterince etkili olamıyorlar. Bu, vücut sıcaklığının artmasına neden oluyor. Kişilerde var olan hastalıkların kötüleşmesine yol açabilen bu durum, yeni hastalıklara ve ölümlere de sebep olabiliyor. 

İnsanlar yıl boyunca gerçekleşen sıcaklık değişimlerine bir dereceye kadar uyum sağlayabiliyor ancak yüksek sıcaklığa adaptasyon iki ila altı hafta arasında sürebiliyor. Bu nedenle, yaz mevsiminin ilk haftalarında gerçekleşecek ani bir sıcaklık artışının insan sağlığına olumsuz etkisi, yaz sonunda gerçekleşecek artıştan daha fazla olabilir.

 

 

İstanbul’da üç sıcak dalgasında fazladan 1,342 ölüm gerçekleşti

Yüksek ve uzun süre devam eden sıcaklıklarda da ölüm riski artıyor. Örneğin 2003 yılında yaşanan Avrupa Sıcak Dalgası, sıcağın insan sağlığı üzerine olumsuz etkilerini dramatik bir biçimde ortaya koyuyor.

2003 yazı, Avrupa’da son 500 yılın en sıcak yazı olarak sınıflandırıldı ve sıcak dalgası Haziran ayı sonundan Ağustos ayı ortasına kadar devam etti. Bu sıcak dalgasının Avrupa’da 70 binden fazla kişinin ölümüne yol açtığı düşünülüyor.

İstanbul’da 2004 ile 2017 yılları arasında yaşanan sıcak dalgaları incelendiğinde, en fazla ölüme yol açan sıcak dalgalarının 2007, 2010 ve 2017 yıllarında meydana geldiği belirlendi.

2007 ve 2017 yıllarındaki sıcak dalgalarında ortalama sıcaklık, yalnızca iki gün içerisinde, son 30 yılın yaz ayı ortalama sıcaklıklarının %95’inden daha yüksek hale geldi.

2010 yılında meydana gelen sıcak dalgasının yoğunluğunun 2007 ve 2017 kadar yüksek olmamasına rağmen sıcak dalgasının üç haftadan uzun sürmesi, ölümlerin artmasında etkili oldu. Yalnızca bu üç sıcak dalgasında, fazladan 1,342 ölüm gerçekleşti.

İstanbul’da 2004 ile 2017 yılları arasında yaşanan 30 sıcak dalgasından 20’sinde ölüm hızının yükselmesi, diğer sıcak dalgalarının sağlık riski oluşturmadığı anlamına gelmiyor. Düşük yoğunluktaki sıcak dalgaları ölüme neden olmasa bile hastalıklara yol açabiliyor. Düşük yoğunluktaki sıcak dalgaları sırasında ambulans çağrılarının ve sıcak çarpması nedeniyle acil servis başvurularının arttığını gösteren çalışmalar bulunuyor.

 

‘’ Sosyoekonomik düzeyi düşük kişiler arasında kronik hastalık sıklığının daha yüksek olması, çalıştıkları işlerin daha fazla fiziksel aktivite gerektirmesi, daha kötü barınma koşullarına sahip olmaları, tedaviye erişimde zorluklar gibi nedenler, riskli grupta yer almalarına neden oluyor.’’

 

Açık havada çalışanlar, yaşlılar, yoksullar, risk altında

Sıcak havanın olumsuz sağlık etkileri tüm yaş gruplarında görülebiliyor. Ancak bazı kişiler, sıcağa bağlı hastalıklar ve ölümler açısından daha fazla risk altında bulunuyor. Sıcağa daha fazla maruz kalmaya sebep olan koşulların yanı sıra, sıcağa duyarlılığı artıran bireysel koşullar ve tedaviye erişim imkanları da hastalık ve ölüm riskini etkiliyor. 

 

 

Yangına dayanıklılık, türden türe değişiyor

Kentleşmenin yoğun olduğu bölgelerde yaşayan kişiler veya tarım işçileri gibi açık havada korunmasız çalışanlar, sıcağa daha fazla maruz kalıyorlar. Dolayısıyla bu gruplarda sıcağa bağlı hastalık ve ölüm riski yükseliyor. 

Sosyoekonomik düzeyi düşük kişiler de çeşitli nedenlerle sıcağın olumsuz etkileri karşısında daha fazla risk altında. Bu kişiler arasında kronik hastalık sıklığının daha yüksek olması, çalıştıkları işlerin daha fazla fiziksel aktivite gerektirmesi, daha kötü barınma koşullarına sahip olmaları, tedaviye erişimde zorluklar gibi nedenler, riskli grupta yer almalarına neden oluyor.

Öte yandan ileri yaştaki kişiler, ek hastalığı olanlar ve çoklu ilaç kullanan kişiler de sıcağa daha duyarlı olmaları sebebiyle riskli grupta yer alıyor. 2017 yılında İstanbul’da yapılan bir çalışma, 75 yaş ve üstü kişilerin, kalp-damar hastalığı olanların ve kadınların, sıcağa bağlı hastalık ve ölüm için daha riskli grupta olduğunu gösteriyor. Yapılan çalışmalar, kadınların sıcağa erkeklerden daha az toleranslı olmasının, kadınların ısı düzenleyici ve fizyolojik mekanizmalarının farklı olmasından kaynaklandığını tahmin ediyor.

 

‘’ Fransa, 2003 yılında yaşanan sıcak dalgası sonrasında erken uyarı sistemi geliştirdi. Bu sayede, 2006 yılında yaşanan sıcak dalgasında görülen ölüm oranları, beklenenden %68 daha düşük gerçekleşti. 4,400 fazladan ölüm engellendi.’’

 

Erken uyarı sistemi, Fransa’da 4,400 fazladan ölümü engelledi

Sıcak dalgaları sıklaşsa da, yerel ve ulusal düzeyde gerekli hazırlıkları yaparak, halk sağlığı uygulamalarını devreye sokarak ve konuyla ilgili bilimsel araştırmaları artırarak, sıcağın sağlığa olumsuz etkilerini azaltmak mümkün. 

Avrupa’da 2003 yılında yaşanan ve on binlerce insanın ölümüne yol açan sıcak dalgasından sonra hükümetler ve uluslararası örgütler, bu konuda harekete geçti. Dünya Sağlık Örgütü/Avrupa tarafından koordine edilen EuroHEAT projesi, özellikle sıcak dalgalarına karşı halk sağlığı tepkilerini iyileştirmeyi amaçlıyor. Proje kapsamında, halk sağlığı müdahaleleri için internet tabanlı erken uyarı sistemi gibi araçlar geliştiriliyor. 

 

 

Fransa, 2003 yılında yaşanan sıcak dalgası sonrasında erken uyarı sistemi geliştiren ülkelerden biri. Bu sistem sayesinde 2006 yılında yaşanan şiddetli sıcak dalgasında Fransa’da görülen ölüm oranları, beklenen ölüm oranlarından %68 daha düşük gerçekleşti ve 4,400 fazladan ölüm engellendi. Bu durum, erken uyarı sisteminin önemini kanıtlar nitelikte.

Sıcak-Sağlık Eylem Planları ise EuroHEAT projesinin bir diğer çıktısı. Sıcak-Sağlık Eylem Planları; erken uyarı sistemleri oluşturulması, sağlık sistemi kapasitesinin artırılması, sağlık hizmeti sunanların bilinçlendirilmesi, çok sektörlü iş birliği, şehir planlamasında iyileştirmeler yapılması gibi farklı düzeylerde eylemleri içeren öneriler sunuyor. Ayrıca halk sağlığı müdahaleleri oluştururken kullanılmak üzere yol haritası çiziyor.

Türkiye’nin kapsamlı Sıcak-Sağlık Eylem Planlarına ihtiyacı var

Gelecekte Türkiye’de daha sıcak günler yaşanacağı ve sıcak dalgası sıklığının artacağı göz önünde bulundurulduğunda, ülkemiz için de bilimsel araştırmaları temel alan yerel ve ulusal düzeyde eylem planları gerektiği ortada. 

Türkiye Halk Sağlığı Kurumu (şimdiki adıyla Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü), 2015 yılında İklim Değişikliğinin Sağlık Üzerine Olumsuz Etkilerinin Azaltılması Ulusal Programı ve Eylem Planı’nı yayımladı (HSGM, 2015). Bu Plan, iklim değişikliğinin olası etkileri, alınabilecek önlemlerin tespit edilmesi ve çözümler üretilmesini içeriyor. Ancak bu tespitler ve çözümler ulusal düzeyde yapıldığı için yerel düzeyde yetersiz kalıyor. Ekim 2021’de Eylem Planı’nın güncellenmesi için bir çalıştay gerçekleştirildiyse de, güncellenmiş Eylem Planı henüz yayımlanmadı.

Halk sağlığı uzmanı Uzm. Dr. Hazal Cansu Çulpan, tıp eğitimini 2011-2017 yılları arasında İstanbul Üniversitesi - Cerrahpaşa, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde tamamlamıştır. 2018-2022 yılları arasında Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalında uzmanlık eğitimi almış, uzmanlık tezini ‘İstanbul’da Sıcak Havaya Bağlı Ölümler ve Sıcak Dalgası Eşik Değerlerinin Belirlenmesi’ üzerine tamamlamıştır. İstanbul Üniversitesi Biyoistatistik ve Tıp Bilişimi Programı’nda yüksek lisansa devam etmektedir.

Ulusal ve uluslararası hakemli dergilerde sıcak dalgaları ve COVID-19 dahil olmak üzere farklı konularda birçok yayını mevcuttur. Uzmanlık tezi de uluslararası hakemli bir dergi olan Atmosphere’da yayınlanmıştır. Turkish Archives of Pediatrics dergisinde istatistik editör yardımcılığı yapmaktadır.

Uzmanlık Alanları: Halk sağlığı, Epidemiyoloji, Çevre sağlığı, Biyoistatistik

16 milyona yakın nüfusuyla Türkiye’nin en kalabalık şehri olan İstanbul’da çok sayıda insan, sıcak havanın olumsuz sağlık etkileri dolayısıyla risk altında. İstanbul’da 2004 ile 2017 yılları arasında yaşanan sıcak dalgalarının sağlık etkilerini araştıran bir çalışma (Çulpan, Şahin ve Can, 2022), Haziran, Temmuz ve Ağustos aylarında 30 sıcak dalgası yaşandığını saptadı. Çalışmaya göre, meydana gelen sıcak dalgalarının %67’sinde ölüm hızı yükseldi. Toplam 257 gün süren 20 sıcak dalgası sırasında fazladan 4,281 ölüm gerçekleşti.

En fazla ölüme yol açan sıcak dalgaları 2007, 2010 ve 2017 yıllarında yaşandı. 29 Temmuz-22 Ağustos 2010’da yaşanan sıcak dalgası fazladan 783 ölüme sebep olurken, 2007 yılında dokuz gün süren sıcak dalgası 339 kişinin, 2017’de bir hafta süren sıcak dalgası ise 220 kişinin hayatını kaybetmesine neden oldu. 

Coğrafi konumu nedeniyle iklim değişikliğinden en fazla etkilenecek ülkeler arasında bulunan Türkiye, geçmişe kıyasla daha sık, daha uzun ve daha yoğun sıcak dalgası yaşıyor. Türkiye’nin batısında 1960’lardan bu yana sıcak dalgası sıklığı her 10 yılda ortalama 0,4 artarken sıcak dalgalarının uzunluğu 2 gün, yoğunluğu 2°C artıyor. Önlem alınmadığı takdirde bu durum, sıcağa bağlı hastalık ve ölümlerin artmasına yol açabilir.

 

 

Daha sıcak ve kurak günler kapıda

İklim değişikliği, dünyanın her yerinde birçok aşırı hava olayını etkiliyor. Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli’nin 30 yıldır yayınladığı değerlendirme raporları, aşırı sıcakların daha sık ve yoğun hale geldiğini gözler önüne seriyor. Yayınlanan son Değerlendirme Raporu da küresel ısınmadaki her yarım derecelik yükselişin, aşırı sıcakların yoğunluğunda ve sıklığında açıkça fark edilebilir artışlara neden olacağını öngörüyor. 

Sanayi Devrimi sonucu değişen insan faaliyetleri nedeniyle, 19. yüzyılın ortasından beri küresel sıcaklık artışı 1°C’yi aştı. Türkiye’de gözlenen ortalama sıcaklık artışı da benzer seviyede. Türkiye, Akdeniz Havzasında yer alması ve güneyindeki çöl kuşağının ısınma sonucu kuzeye doğru genişlemesi nedeniyle sıcak dalgaları açısından risk altında. Küresel sıcaklık artışı senaryolarına göre 2100 yılında Türkiye’deki ortalama sıcaklık artışının batıda 4,5°C’yi doğuda ise 6°C’yi geçmesi mümkün. 

‘’Yüksek sıcaklığa adaptasyon iki ila altı hafta arasında sürebiliyor. Bu nedenle, yaz mevsiminin ilk haftalarında gerçekleşecek ani bir sıcaklık artışının insan sağlığına olumsuz etkisi, yaz sonunda gerçekleşecek artıştan daha fazla olabilir.’’

 

Ani, yoğun ve uzun süreli sıcaklık artışları daha tehlikeli

Sıcaklık artışlarının aniden gerçekleşmesi durumunda sıcak dalgaları daha da tehlikeli hale geliyor. Benzer şekilde, sıcaklıktaki artışın (yani sıcak dalgası yoğunluğunun) fazla olması da tehlike yaratıyor. Ortam sıcaklığı artışlarında vücut sıcaklığını dengeleyen mekanizmalar, ani ve yoğun sıcaklık artışlarında yeterince etkili olamıyorlar. Bu, vücut sıcaklığının artmasına neden oluyor. Kişilerde var olan hastalıkların kötüleşmesine yol açabilen bu durum, yeni hastalıklara ve ölümlere de sebep olabiliyor. 

İnsanlar yıl boyunca gerçekleşen sıcaklık değişimlerine bir dereceye kadar uyum sağlayabiliyor ancak yüksek sıcaklığa adaptasyon iki ila altı hafta arasında sürebiliyor. Bu nedenle, yaz mevsiminin ilk haftalarında gerçekleşecek ani bir sıcaklık artışının insan sağlığına olumsuz etkisi, yaz sonunda gerçekleşecek artıştan daha fazla olabilir.

 

 

İstanbul’da üç sıcak dalgasında fazladan 1,342 ölüm gerçekleşti

Yüksek ve uzun süre devam eden sıcaklıklarda da ölüm riski artıyor. Örneğin 2003 yılında yaşanan Avrupa Sıcak Dalgası, sıcağın insan sağlığı üzerine olumsuz etkilerini dramatik bir biçimde ortaya koyuyor.

2003 yazı, Avrupa’da son 500 yılın en sıcak yazı olarak sınıflandırıldı ve sıcak dalgası Haziran ayı sonundan Ağustos ayı ortasına kadar devam etti. Bu sıcak dalgasının Avrupa’da 70 binden fazla kişinin ölümüne yol açtığı düşünülüyor.

İstanbul’da 2004 ile 2017 yılları arasında yaşanan sıcak dalgaları incelendiğinde, en fazla ölüme yol açan sıcak dalgalarının 2007, 2010 ve 2017 yıllarında meydana geldiği belirlendi.

2007 ve 2017 yıllarındaki sıcak dalgalarında ortalama sıcaklık, yalnızca iki gün içerisinde, son 30 yılın yaz ayı ortalama sıcaklıklarının %95’inden daha yüksek hale geldi.

2010 yılında meydana gelen sıcak dalgasının yoğunluğunun 2007 ve 2017 kadar yüksek olmamasına rağmen sıcak dalgasının üç haftadan uzun sürmesi, ölümlerin artmasında etkili oldu. Yalnızca bu üç sıcak dalgasında, fazladan 1,342 ölüm gerçekleşti.

İstanbul’da 2004 ile 2017 yılları arasında yaşanan 30 sıcak dalgasından 20’sinde ölüm hızının yükselmesi, diğer sıcak dalgalarının sağlık riski oluşturmadığı anlamına gelmiyor. Düşük yoğunluktaki sıcak dalgaları ölüme neden olmasa bile hastalıklara yol açabiliyor. Düşük yoğunluktaki sıcak dalgaları sırasında ambulans çağrılarının ve sıcak çarpması nedeniyle acil servis başvurularının arttığını gösteren çalışmalar bulunuyor.

 

‘’ Sosyoekonomik düzeyi düşük kişiler arasında kronik hastalık sıklığının daha yüksek olması, çalıştıkları işlerin daha fazla fiziksel aktivite gerektirmesi, daha kötü barınma koşullarına sahip olmaları, tedaviye erişimde zorluklar gibi nedenler, riskli grupta yer almalarına neden oluyor.’’

 

Açık havada çalışanlar, yaşlılar, yoksullar, risk altında

Sıcak havanın olumsuz sağlık etkileri tüm yaş gruplarında görülebiliyor. Ancak bazı kişiler, sıcağa bağlı hastalıklar ve ölümler açısından daha fazla risk altında bulunuyor. Sıcağa daha fazla maruz kalmaya sebep olan koşulların yanı sıra, sıcağa duyarlılığı artıran bireysel koşullar ve tedaviye erişim imkanları da hastalık ve ölüm riskini etkiliyor. 

 

 

Yangına dayanıklılık, türden türe değişiyor

Kentleşmenin yoğun olduğu bölgelerde yaşayan kişiler veya tarım işçileri gibi açık havada korunmasız çalışanlar, sıcağa daha fazla maruz kalıyorlar. Dolayısıyla bu gruplarda sıcağa bağlı hastalık ve ölüm riski yükseliyor. 

Sosyoekonomik düzeyi düşük kişiler de çeşitli nedenlerle sıcağın olumsuz etkileri karşısında daha fazla risk altında. Bu kişiler arasında kronik hastalık sıklığının daha yüksek olması, çalıştıkları işlerin daha fazla fiziksel aktivite gerektirmesi, daha kötü barınma koşullarına sahip olmaları, tedaviye erişimde zorluklar gibi nedenler, riskli grupta yer almalarına neden oluyor.

Öte yandan ileri yaştaki kişiler, ek hastalığı olanlar ve çoklu ilaç kullanan kişiler de sıcağa daha duyarlı olmaları sebebiyle riskli grupta yer alıyor. 2017 yılında İstanbul’da yapılan bir çalışma, 75 yaş ve üstü kişilerin, kalp-damar hastalığı olanların ve kadınların, sıcağa bağlı hastalık ve ölüm için daha riskli grupta olduğunu gösteriyor. Yapılan çalışmalar, kadınların sıcağa erkeklerden daha az toleranslı olmasının, kadınların ısı düzenleyici ve fizyolojik mekanizmalarının farklı olmasından kaynaklandığını tahmin ediyor.

 

‘’ Fransa, 2003 yılında yaşanan sıcak dalgası sonrasında erken uyarı sistemi geliştirdi. Bu sayede, 2006 yılında yaşanan sıcak dalgasında görülen ölüm oranları, beklenenden %68 daha düşük gerçekleşti. 4,400 fazladan ölüm engellendi.’’

 

Erken uyarı sistemi, Fransa’da 4,400 fazladan ölümü engelledi

Sıcak dalgaları sıklaşsa da, yerel ve ulusal düzeyde gerekli hazırlıkları yaparak, halk sağlığı uygulamalarını devreye sokarak ve konuyla ilgili bilimsel araştırmaları artırarak, sıcağın sağlığa olumsuz etkilerini azaltmak mümkün. 

Avrupa’da 2003 yılında yaşanan ve on binlerce insanın ölümüne yol açan sıcak dalgasından sonra hükümetler ve uluslararası örgütler, bu konuda harekete geçti. Dünya Sağlık Örgütü/Avrupa tarafından koordine edilen EuroHEAT projesi, özellikle sıcak dalgalarına karşı halk sağlığı tepkilerini iyileştirmeyi amaçlıyor. Proje kapsamında, halk sağlığı müdahaleleri için internet tabanlı erken uyarı sistemi gibi araçlar geliştiriliyor. 

 

 

Fransa, 2003 yılında yaşanan sıcak dalgası sonrasında erken uyarı sistemi geliştiren ülkelerden biri. Bu sistem sayesinde 2006 yılında yaşanan şiddetli sıcak dalgasında Fransa’da görülen ölüm oranları, beklenen ölüm oranlarından %68 daha düşük gerçekleşti ve 4,400 fazladan ölüm engellendi. Bu durum, erken uyarı sisteminin önemini kanıtlar nitelikte.

Sıcak-Sağlık Eylem Planları ise EuroHEAT projesinin bir diğer çıktısı. Sıcak-Sağlık Eylem Planları; erken uyarı sistemleri oluşturulması, sağlık sistemi kapasitesinin artırılması, sağlık hizmeti sunanların bilinçlendirilmesi, çok sektörlü iş birliği, şehir planlamasında iyileştirmeler yapılması gibi farklı düzeylerde eylemleri içeren öneriler sunuyor. Ayrıca halk sağlığı müdahaleleri oluştururken kullanılmak üzere yol haritası çiziyor.

Türkiye’nin kapsamlı Sıcak-Sağlık Eylem Planlarına ihtiyacı var

Gelecekte Türkiye’de daha sıcak günler yaşanacağı ve sıcak dalgası sıklığının artacağı göz önünde bulundurulduğunda, ülkemiz için de bilimsel araştırmaları temel alan yerel ve ulusal düzeyde eylem planları gerektiği ortada. 

Türkiye Halk Sağlığı Kurumu (şimdiki adıyla Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü), 2015 yılında İklim Değişikliğinin Sağlık Üzerine Olumsuz Etkilerinin Azaltılması Ulusal Programı ve Eylem Planı’nı yayımladı (HSGM, 2015). Bu Plan, iklim değişikliğinin olası etkileri, alınabilecek önlemlerin tespit edilmesi ve çözümler üretilmesini içeriyor. Ancak bu tespitler ve çözümler ulusal düzeyde yapıldığı için yerel düzeyde yetersiz kalıyor. Ekim 2021’de Eylem Planı’nın güncellenmesi için bir çalıştay gerçekleştirildiyse de, güncellenmiş Eylem Planı henüz yayımlanmadı.

Halk sağlığı uzmanı Uzm. Dr. Hazal Cansu Çulpan, tıp eğitimini 2011-2017 yılları arasında İstanbul Üniversitesi - Cerrahpaşa, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde tamamlamıştır. 2018-2022 yılları arasında Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalında uzmanlık eğitimi almış, uzmanlık tezini ‘İstanbul’da Sıcak Havaya Bağlı Ölümler ve Sıcak Dalgası Eşik Değerlerinin Belirlenmesi’ üzerine tamamlamıştır. İstanbul Üniversitesi Biyoistatistik ve Tıp Bilişimi Programı’nda yüksek lisansa devam etmektedir.

Ulusal ve uluslararası hakemli dergilerde sıcak dalgaları ve COVID-19 dahil olmak üzere farklı konularda birçok yayını mevcuttur. Uzmanlık tezi de uluslararası hakemli bir dergi olan Atmosphere’da yayınlanmıştır. Turkish Archives of Pediatrics dergisinde istatistik editör yardımcılığı yapmaktadır.

Uzmanlık Alanları: Halk sağlığı, Epidemiyoloji, Çevre sağlığı, Biyoistatistik

İlgili Yazılar

Yaz turizmi için ideal koşullar Karadeniz Bölgesi’ne kayabilir

İklim değişikliğinin termal konfor üzerindeki etkilerini inceleyen yeni bir çalışmaya göre, Akdeniz’i popüler bir yaz turizmi destinasyonu haline getiren iklim şartları değişiyor. Uygun yaz koşulları, kuzeye doğru kayıyor. Karadeniz’in bazı bölgeleri, plaj turizmi için ideal koşullara ulaşabilir.

İliç’teki facia, kuralsızlığın ve kontrolsüzlüğün sonucu

Bergama mücadelesi sırasında kamu yararına olmadığı yargı yoluyla tespit edilen altın madenciliği, 1990’ların sonundan itibaren temize çıkarıldı ve ülke çıkarları ile özdeşleştirildi. Sebep olduğu çevresel tahribat ve riskler göz ardı edildi, yasal korumalar kaldırıldı. İliç’teki facia, bu kuralsızlığın ve kontrolsüzlüğün doğrudan sonucu.

Akdeniz’de tropik geceler artıyor

Akdeniz Bölgesi’nde görülen tropik geceler, iklim değişikliği nedeniyle 1950’den bu yana neredeyse iki katına çıktı, ortalama süreleri ise yüzde 45 arttı. Tropik geceler, özellikle kıyı bölgelerde ve kentsel alanlarda daha belirgin hissediliyor. Daha da artması beklenen sıcaklıkların toplum sağlığı, tarım ve turizm üzerindeki etkilerine karşı önlem almak gerekiyor. 


Yaz turizmi için ideal koşullar Karadeniz Bölgesi’ne kayabilir

İklim değişikliğinin termal konfor üzerindeki etkilerini inceleyen yeni bir çalışmaya göre, Akdeniz’i popüler bir yaz turizmi destinasyonu haline getiren iklim şartları değişiyor. Uygun yaz koşulları, kuzeye doğru kayıyor. Karadeniz’in bazı bölgeleri, plaj turizmi için ideal koşullara ulaşabilir.

İliç’teki facia, kuralsızlığın ve kontrolsüzlüğün sonucu

Bergama mücadelesi sırasında kamu yararına olmadığı yargı yoluyla tespit edilen altın madenciliği, 1990’ların sonundan itibaren temize çıkarıldı ve ülke çıkarları ile özdeşleştirildi. Sebep olduğu çevresel tahribat ve riskler göz ardı edildi, yasal korumalar kaldırıldı. İliç’teki facia, bu kuralsızlığın ve kontrolsüzlüğün doğrudan sonucu.

Akdeniz’de tropik geceler artıyor

Akdeniz Bölgesi’nde görülen tropik geceler, iklim değişikliği nedeniyle 1950’den bu yana neredeyse iki katına çıktı, ortalama süreleri ise yüzde 45 arttı. Tropik geceler, özellikle kıyı bölgelerde ve kentsel alanlarda daha belirgin hissediliyor. Daha da artması beklenen sıcaklıkların toplum sağlığı, tarım ve turizm üzerindeki etkilerine karşı önlem almak gerekiyor. 


Depremden öğren(eme)diklerimiz: İnşaat ve yıkım atıklarının yönetimi

Depremlerin yıldönümünde, deprem enkazlarının tamamına yakını kaldırıldı. Yapılan gözlemler ve araştırmalar ise, bu hızlı sürecin mevzuata uygun yönetilmediğine işaret ediyor. Mevcut uygulamalar, bölgede yaşayanları kimyasallara maruz bıraktı ve ekosistemlerde kalıcı hasarlar meydana getirdi. Türkiye, hem beklenen depremler hem de kentsel dönüşüm süreçleri için, güvenli bir enkaz kaldırma stratejisi geliştirmeli.

Öne Çıkanlar

EN ÇOK OKUNANLAR

SUBCRIBE

Lorem ipsum dolor sit amet con sectetur adipiscing

follow us

Photo