İklim Masası

Türkiye’de bağcılığa uygun alanlar değişebilir

Türkiye’de bağcılık alanlarının iklim değişikliğinden nasıl etkileneceğini araştıran yeni bir çalışmaya göre, beklenen sıcaklık artışları, üzüm verimini ve kalitesini düşürebilir. İklim koşullarında hesaplanan değişimler, farklı üzüm türlerinin yetiştirilmesine uygun alanların da değişebileceğini ortaya koyuyor. Üretimi, uygun koşulları sunabilecek bölgelere kaydırmak gerekebilir. 
Türkiye’de bağcılık alanlarının iklim değişikliğinden nasıl etkileneceğini araştıran yeni bir çalışmaya göre, beklenen sıcaklık artışları, üzüm verimini ve kalitesini düşürebilir. İklim koşullarında hesaplanan değişimler, farklı üzüm türlerinin yetiştirilmesine uygun alanların da değişebileceğini ortaya koyuyor. Üretimi, uygun koşulları sunabilecek bölgelere kaydırmak gerekebilir. 
Yayınlanma Tarihi: 26/03/2024
Kategori:

İklim değişikliğinin, Türkiyedeki bağcılık alanlarının üzüm üretimine uygunluğunu nasıl etkileyeceğini araştıran yeni çalışmamıza göre, önümüzdeki 30 yılda beklenen sıcaklık artışları ve azalan yağışlar, üzüm üreten bölgelerdeki elverişli koşulları değiştirebilir.

Dünyada kırkın üzerinde ülkede yaygın olarak yetişebilen üzüm, her ne kadar geniş bir alanda yetiştirilebiliyor olsa da, iklimsel değişimlere karşı oldukça duyarlı. Dolayısıyla iklim değişikliği, üzümün üretim miktarını ve kalitesini belirgin şekilde etkiliyor.

Çalışmamıza göre, önümüzdeki dönemde yaşanması beklenen sıcaklık aşırılıkları, yağış rejiminde beklenen değişimler ve kuraklık, bağcılık faaliyetlerini olumsuz etkileyebilir. Örneğin, Türkiyedeki toplam üzüm üretiminin yaklaşık yarısını oluşturan Sultani üzümlerinin yetiştirildiği Manisa ve Denizli illerinde verim düşüşü bekleniyor. 

Öte yandan Sultani üzümü için uygun koşulların Batı Karadenizin iç kesimlerine ve Doğu Anadolunun batısına kayabileceği tahmin ediliyor. Benzer şekilde, Ege Bölgesinin kıyı ve iç kesimlerinin, Boğazkere, Öküzgözü ve Şire gibi yüksek sıcaklık isteyen türler için daha uygun hale geleceği öngörülüyor.

İklim değişikliğinin üzüm üretimine olumsuz etkilerini asgaride tutmak için türleri, uygun koşulları sunan bölgelerde yetiştirmenin yanı sıra yüksek sıcaklıklara ve su stresine daha iyi dayanabilen çeşitlerin üretilmesi gibi uyum önlemleri alınabilir. 

 

‘Bulgular, 2022-2050 yılları arasında Türkiye’de sıcak bölgelerin 1972-2000 referans aralığına göre artacağına işaret ediyor. Daha önce bağcılık için çok soğuk ya da soğuk olarak nitelendirilen bazı bölgelerde, iklimsel değişikliklere bağlı sıcaklık artışları ile, bazı ürünler için uygun koşulların oluşacağı söylenebilir.
 

Bağcılık için soğukkalan bölgeler, uygun hale gelebilir

Çalışmamız, sera gazı salımlarının yoğun seviyede devam ettiği, ‘‘kötümser’’ olarak tarif edilen iklim değişikliği senaryosuna (RCP8.5) dayanıyor. İki farklı küresel iklim modelinin bölgesel iklim modeli kullanılarak çözünürlüğü yükseltilmiş sıcaklık verisi temel alınarak 3 farklı indis hesaplandı ve bu indisler özetle sıcaklık toplamı açısından kategorilendirilerek, Türkiye için 2022-2050 gelecek dönemi 1972-2000 referans dönemi ile karşılaştırıldı. Böylece, iklim gereksinimleri ve asmanın büyüme döngüsü arasındaki etkileşimler dikkate alınarak, Türkiyedeki bağcılık alanlarının uygunluğunun ne doğrultuda değişeceği ortaya konuldu. 

İndislerden ilki (Winkler İndisi -WI- sıcaklık birikimi), en düşük ve en yüksek sıcaklıklar ile meyvenin gelişimi için gerekli olan minimum sıcaklığı (10 derece) dikkate alıyor. Bu indis, 1 Nisan-31 Ekim tarihleri arasındaki büyüme mevsimi boyunca, ısı birikimi ve ürünlerin büyüme döngüleri hakkında bilgi sağlıyor. Böylelikle yetişme alanlarındaki toplam sıcaklık değişimlerini takip etmek ve alternatif yetiştirme alanları belirlemek mümkün hale geliyor.

İndis sonuçları 2022-2050 yılları arasında Türkiyede sıcak bölgelerin 1972-2000 referans aralığına göre artacağına işaret ediyor. İç Anadolu, Ege Bölgesinin iç kesimleri, Orta ve Batı Karadeniz gibi bölgelerin giderek ısınacağı dikkat çekiyor. Referans dönemde bu bölgelerin bir kısmı, bağcılık için çok soğuk, bir kısmı isesoğuk” bölge sınıflandırmasında yer alıyordu. Yani, daha önce bağcılık için çok soğuk ya da soğuk olarak nitelendirilen bazı bölgelerde iklimsel değişikliklere bağlı sıcaklık artışlarıyla bazı ürünler için uygun koşulların oluşabileceği söylenebilir.

 

Ege’nin kıyı kesimleri ile Güney ve Güneydoğu Anadolu gibi alçak rakımlı bölgeler, geç olgunlaşan türler için daha uygun görünüyor. İç Anadolu ve Karadeniz gibi yüksek rakımlı bölgelerde ise erkenci çeşitler daha uygun olabilir.

 

Erkenci çeşitler, yüksek rakımlı bölgelere daha uygun

Bunun yanı sıra Akdeniz ve Ege Bölgelerinin kıyı kesimleri ile Güneydoğu Anadolu Bölgesinin güneyinde de dikkat çekici bir sıcaklık artışı gözleniyor. Rakımın oldukça yüksek olduğu Doğu Anadolu Bölgesinde ise bazı alanlar ‘‘çok serin’’ kategorisinden çıkıp ‘‘serin’’ kategorisine geçse de, yüksek rakım nedeniyle bu bölgelerin bağcılığa uygunluğunda bir değişiklik öngörülmüyor. 

Egenin kıyı kesimleri ile Güney ve Güneydoğu Anadolu gibi alçak rakımlı bölgelerde, meyvede yeterli miktarda şeker veya aroma birikimini sağlayabilecek termal değerler, geç olgunlaşan türler için daha uygun görünüyor. İç Anadolu ve Karadeniz gibi yüksek rakımlı bölgelerde ise, gerekli şekeri henüz ilk donlar meydana gelmeden biriktirebilecek erkenci çeşitler, daha uygun olabilir. 

Gelecekte Bolu, Ilgaz, Köroğlu ve Sündiken sıradağlarının yer aldığı yüksek alanlar dışında İç Anadolunun ve Batı Karadenizin büyük bir kısmı, ortalama 1400 ila 1600°C arasında sıcaklık toplamı isteyen üzüm çeşitleri için uygun hale gelebilir. 

‘’Aşırı sıcak’ kategorisinin, özellikle Akdeniz ve Ege bölgelerinin kıyı kesimlerindeki artışı dikkat çekiyor. Bu bölgeler, geçmişte ‘aşırı sıcak’ olarak sınıflandırılan Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde de genişleyecek.

 

Egede ve güneyde aşırı sıcakalanlar artabilir

Çalışmada her iki iklim modeli için elde edilen diğer indis (Huglin İndisi -HI- gündüz sıcaklık birikimi) sonuçları ise, referans döneme kıyasla 2022-2050 döneminde sıcaklıkların artacağına ve sıcak bölgelerin genişleyeceğine işaret ediyor. 

Bu indis, fotosentez güneşli saatlerde gerçekleştiği için yalnızca gün ışığında biriken sıcaklığı dikkate alır. Hem büyüme mevsimi hem de meyvedeki şeker konsantrasyonu ile ilişkilidir. Özellikle yaz aylarında, yüksek enlemlerde ve uzun günlerde daha fazla maruz kalınan yüksek sıcaklıkların etkisinin dikkate alınmasını sağlayan bu indis sayesinde, hangi bölgede hangi üzüm çeşidinin yetişmesi gerektiğine dair bilgi sağlanabilir. 

İndis sonuçlarına göre, geçmişte ‘‘çok serin’’ ve ‘‘serin’’ kategorilerinde yer alan Ege, Akdeniz ve İç Anadoludaki bazı bölgelerin artık ‘‘ılıman’’ ila ‘‘ılıman sıcak’’ kategorilerine kayabileceği öngörülüyor. ‘‘Çok sıcak’’ kategorisindeki bölgelerin de yaygınlaşacağı tahmin ediliyor. 

Her iki modelde de ‘‘aşırı sıcak’’ kategorisinin özellikle Akdeniz ve Ege bölgelerinin kıyı kesimlerindeki artışı dikkat çekiyor. Çalışmanın bulguları, geçmişte ‘‘aşırı sıcak’’ olarak sınıflandırılan Güneydoğu Anadolu Bölgesinde de bu alanların genişleyeceğine işaret ediyor. Dağlık alanların yaygın olduğu Doğu Anadoluda ise çoğu alanda kategorik değişiklik beklenmiyor. 


İklimsel koşullarda öngörülen olumsuz değişimler, asmanın aroma ve kalitesinde değişimler olabileceğine işaret ediyor.



Sıcak gecelerin de artması bekleniyor

Çalışmada hesaplanan son indis (Serin Gece İndisi -CI-) ise üzümlerin olgunlaştığı Eylül ayı boyunca en düşük gece sıcaklıklarının ortalamasını temsil ediyor. 12 ila 18°C arasında değerler alan bu indis, meyvenin olgunlaşması için gereken günlük minimum ortalama sıcaklığı gösteriyor. 

Araştırma sonuçları, her iki iklim modelinde de, 1972-2000 referans dönemine kıyasla 2022-2050de bu indiste de artış yaşanacağını gösteriyor. ‘‘Sıcak geceler’’ olarak tanımlanan 18°C ve üzerindeki günlerin, özellikle Güney ve Ege Bölgesinin kıyı kesimleri ile Güneydoğu Anadolu Bölgesinin güney kesimlerinde, daha sık görülmesi bekleniyor. Ayrıca her iki modelde de, Ege Bölgesinin iç kesimlerinin ‘‘serin geceler’’ sınıfından ‘‘ılıman geceler’’ sınıfına geçeceği öngörülüyor. 

Önümüzdeki 30 yıl hakkında her üç indis için yapılan hesaplamalar, indis değerlerinde ciddi bir artışa ve sıcaklık toplamı aralığında en az bir düzeyde kategorik değişime işaret ediyor. Bu değişimler, Türkiyede asma türlerinin yetiştiği coğrafi bölgelerde optimum iklimsel koşullarda olumsuz etkilere bağlı olarak asmanın aroma ve kalitesinde değişimler olabileceğine işaret ediyor. 

 

Yüzyıl ortasına dair projeksiyonlar, Türkiye’deki toplam üzüm üretiminin yaklaşık yarısını oluşturan Sultani üzümünün yetiştirildiği Manisa ve Denizli illerinde verim düşüşüne işaret ediyor. (Görsel, Sultani üzümünü göstermemektedir.)

 

Sultani üzümü için uygun yetiştirme alanları değişebilir

Araştırmanın bulgularına göre, bu indislerde Türkiyenin hiçbir ilinde soğuk kategorisine geçiş öngörülmüyor. Öte yandan Türkiye genelinde, özellikle ülkenin batısında, doğusunda ve kıyılarda sıcaklık artışı bekleniyor. Ülkenin farklı bölgelerindeki değişikliklerin ne seviyede gerçekleşeceği, indisler arasında farklılık gösterebiliyor. Buna karşın, genel bir artış eğiliminden bahsetmek mümkün. 

Her iki iklim modelinin en uyumlu sonuçları verdiği bölge, Türkiyenin kuzeydoğusu. Alınan sonuçlar, her üç indisin değerlerinin de ülke genelindeki dağlık alanlarda sabit kalabileceğine işaret ediyor. Diğer bölgelerin ise daha yüksek sıcaklıklara doğru kayması bekleniyor. Özellikle üzüm üretiminin yoğun olduğu Ege ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde beklenen değişim, üzüm üreticisinin yakın gelecekte artacak uyum ihtiyacına işaret ediyor. 

Boğazkere, Öküzgözü ve Şire gibi Doğu ve Güneydoğu Anadolu üzüm türleri için optimum koşullar, Ege Bölgesi’nin kıyı ve iç kesimlerinin uygun rakımlarında oluşabilir.

 

Yüzyıl ortasına dair projeksiyonlar, Türkiyedeki toplam üzüm üretiminin yaklaşık yarısını oluşturan Sultani üzümünün yetiştirildiği Manisa ve Denizli illerinde verim düşüşüne işaret ediyor. Öte yandan, yakın gelecekte, Egenin doğusunda, Batı Karadenizin iç kesimlerinde ve Doğu Anadolunun batısında, Sultani üzümü için iklimsel açıdan uygun yetiştirme koşullarının oluşabileceği öngörülüyor. 

Boğazkere, Öküzgözü ve Şire gibi Doğu ve Güneydoğu Anadolu üzüm türleri için ise Ege Bölgesinin kıyı ve iç kesimlerinin uygun rakımlarında, optimum sıcaklık koşullarının oluşacağı tahmin ediliyor. Bu bölgeler, yüksek sıcaklık gerektiren türler için uygun hale gelebilir. 



‘Sultani üzümleri için Manisa ve Denizli’de verim düşüşü öngörülüyor. Öte yandan Ege’nin doğusunda, Batı Karadeniz’in iç kesimlerinde ve Doğu Anadolu’nun batısında, Sultani için uygun yetiştirme koşulları oluşabilir.

 

Tarımda hızlı uyum gerekiyor 

Özetle, önümüzdeki 30 yıllık dönemde Türkiyede artan sıcaklıklar ve azalan yağışlar, üzüm üreten bölgelerdeki elverişli koşulları değiştirecek. Türkiyenin de içinde bulunduğu Akdeniz Havzası’nda gerçekleşen ve giderek artması beklenen sıcaklık aşırılıkları, yağış rejiminde beklenen değişimler ve kuraklık, bağcılık faaliyetlerini olumsuz etkileyebilir. Özellikle yaz kuraklığının, kaliteli üretimi kısıtlayarak hem verim kayıplarına hem de kalite sorunlarına yol açması bekleniyor. Uyum önlemleri alınmadığı takdirde bu durum, üzüm üretimi için yüksek risk faktörü anlamına gelebilir. 

Önümüzdeki dönemde, bazı türler için alternatif lokasyonlar belirlemek gibi uyum önlemlerinin tarımsal faaliyetlere hızlı yansıması önem taşıyor. Bu çalışmada da görüldüğü gibi, asmaların büyüme ve olgunlaşma sırasında maruz kaldığı sıcaklık toplamlarını ele alan indisler doğrultusunda, üzümlerin belirli bir bölgede yetişip yetişmeyeceğini öngörmek ve asmaların kalitesi hakkında tahminlerde bulunmak mümkün. Sürdürülebilir bağcılık çabaları kapsamında, bazı türler için alternatif lokasyonlar belirlemek veya daha yüksek sıcaklıklara ve su stresine dayanıklı çeşitler geliştirmek gibi önlemleri uygulamaya almak ve gelecek yatırımları buna göre şekillendirmek gerekiyor. 

 

Kaynak Makale: Analysis of the impact of climate change on grapevines in Turkey using heat unit accumulation–based indices

 

 

Dr. Nazan An ve Dr. Tufan Turp

Dr. Nazan An

Dr. Nazan An, Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin (iklimBU) kurucuları arasındadır. Doktora derecesini Boğaziçi Üniversitesi Çevre Bilimleri bölümünden almıştır.  Yönetim kurulu üyesi olduğu iklimBU’da aynı zamanda araştırmacı olarak akademik çalışmalarını sürdürmekte, ayrıca Boğaziçi Üniversitesi Hesaplamalı Bilim ve Mühendislik Yüksek Lisans Anabilim Dalı’nda ders vermektedir.

Uzmanlık Alanları: İklim Değişikliği, Ekin Büyüme Simülasyon Modelleri, İklim Projeksiyonları, Bölgesel İklim Modellemesi, Aşırı İklim Olayları, İklim Değişikliğinin Sektörel Etkileri, İklim Değişikliği Riskleri

 

Dr. Tufan Turp

Dr. Tufan Turp, Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin (iklimBU) kurucuları arasındadır. Doktora derecesini Boğaziçi Üniversitesi Çevre Bilimleri bölümünden almıştır. Danışma kurulu üyesi olduğu iklimBU’da aynı zamanda araştırmacı olarak akademik çalışmalarını devam ettirmekte ve ayrıca Boğaziçi Üniversitesi Hesaplamalı Bilim ve Mühendislik Yüksek Lisans Anabilim Dalı’nda ders vermektedir.

Uzmanlık Alanları: İklim Değişikliği, İklim Projeksiyonları, Bölgesel İklim Modellemesi, Ekin Büyüme Modelleri, Aşırı İklim Olayları, İklim Değişikliğinin Sektörel Etkileri, İklim Değişikliği Riskleri

İklim değişikliğinin, Türkiyedeki bağcılık alanlarının üzüm üretimine uygunluğunu nasıl etkileyeceğini araştıran yeni çalışmamıza göre, önümüzdeki 30 yılda beklenen sıcaklık artışları ve azalan yağışlar, üzüm üreten bölgelerdeki elverişli koşulları değiştirebilir.

Dünyada kırkın üzerinde ülkede yaygın olarak yetişebilen üzüm, her ne kadar geniş bir alanda yetiştirilebiliyor olsa da, iklimsel değişimlere karşı oldukça duyarlı. Dolayısıyla iklim değişikliği, üzümün üretim miktarını ve kalitesini belirgin şekilde etkiliyor.

Çalışmamıza göre, önümüzdeki dönemde yaşanması beklenen sıcaklık aşırılıkları, yağış rejiminde beklenen değişimler ve kuraklık, bağcılık faaliyetlerini olumsuz etkileyebilir. Örneğin, Türkiyedeki toplam üzüm üretiminin yaklaşık yarısını oluşturan Sultani üzümlerinin yetiştirildiği Manisa ve Denizli illerinde verim düşüşü bekleniyor. 

Öte yandan Sultani üzümü için uygun koşulların Batı Karadenizin iç kesimlerine ve Doğu Anadolunun batısına kayabileceği tahmin ediliyor. Benzer şekilde, Ege Bölgesinin kıyı ve iç kesimlerinin, Boğazkere, Öküzgözü ve Şire gibi yüksek sıcaklık isteyen türler için daha uygun hale geleceği öngörülüyor.

İklim değişikliğinin üzüm üretimine olumsuz etkilerini asgaride tutmak için türleri, uygun koşulları sunan bölgelerde yetiştirmenin yanı sıra yüksek sıcaklıklara ve su stresine daha iyi dayanabilen çeşitlerin üretilmesi gibi uyum önlemleri alınabilir. 

 

‘Bulgular, 2022-2050 yılları arasında Türkiye’de sıcak bölgelerin 1972-2000 referans aralığına göre artacağına işaret ediyor. Daha önce bağcılık için çok soğuk ya da soğuk olarak nitelendirilen bazı bölgelerde, iklimsel değişikliklere bağlı sıcaklık artışları ile, bazı ürünler için uygun koşulların oluşacağı söylenebilir.
 

Bağcılık için soğukkalan bölgeler, uygun hale gelebilir

Çalışmamız, sera gazı salımlarının yoğun seviyede devam ettiği, ‘‘kötümser’’ olarak tarif edilen iklim değişikliği senaryosuna (RCP8.5) dayanıyor. İki farklı küresel iklim modelinin bölgesel iklim modeli kullanılarak çözünürlüğü yükseltilmiş sıcaklık verisi temel alınarak 3 farklı indis hesaplandı ve bu indisler özetle sıcaklık toplamı açısından kategorilendirilerek, Türkiye için 2022-2050 gelecek dönemi 1972-2000 referans dönemi ile karşılaştırıldı. Böylece, iklim gereksinimleri ve asmanın büyüme döngüsü arasındaki etkileşimler dikkate alınarak, Türkiyedeki bağcılık alanlarının uygunluğunun ne doğrultuda değişeceği ortaya konuldu. 

İndislerden ilki (Winkler İndisi -WI- sıcaklık birikimi), en düşük ve en yüksek sıcaklıklar ile meyvenin gelişimi için gerekli olan minimum sıcaklığı (10 derece) dikkate alıyor. Bu indis, 1 Nisan-31 Ekim tarihleri arasındaki büyüme mevsimi boyunca, ısı birikimi ve ürünlerin büyüme döngüleri hakkında bilgi sağlıyor. Böylelikle yetişme alanlarındaki toplam sıcaklık değişimlerini takip etmek ve alternatif yetiştirme alanları belirlemek mümkün hale geliyor.

İndis sonuçları 2022-2050 yılları arasında Türkiyede sıcak bölgelerin 1972-2000 referans aralığına göre artacağına işaret ediyor. İç Anadolu, Ege Bölgesinin iç kesimleri, Orta ve Batı Karadeniz gibi bölgelerin giderek ısınacağı dikkat çekiyor. Referans dönemde bu bölgelerin bir kısmı, bağcılık için çok soğuk, bir kısmı isesoğuk” bölge sınıflandırmasında yer alıyordu. Yani, daha önce bağcılık için çok soğuk ya da soğuk olarak nitelendirilen bazı bölgelerde iklimsel değişikliklere bağlı sıcaklık artışlarıyla bazı ürünler için uygun koşulların oluşabileceği söylenebilir.

 

Ege’nin kıyı kesimleri ile Güney ve Güneydoğu Anadolu gibi alçak rakımlı bölgeler, geç olgunlaşan türler için daha uygun görünüyor. İç Anadolu ve Karadeniz gibi yüksek rakımlı bölgelerde ise erkenci çeşitler daha uygun olabilir.

 

Erkenci çeşitler, yüksek rakımlı bölgelere daha uygun

Bunun yanı sıra Akdeniz ve Ege Bölgelerinin kıyı kesimleri ile Güneydoğu Anadolu Bölgesinin güneyinde de dikkat çekici bir sıcaklık artışı gözleniyor. Rakımın oldukça yüksek olduğu Doğu Anadolu Bölgesinde ise bazı alanlar ‘‘çok serin’’ kategorisinden çıkıp ‘‘serin’’ kategorisine geçse de, yüksek rakım nedeniyle bu bölgelerin bağcılığa uygunluğunda bir değişiklik öngörülmüyor. 

Egenin kıyı kesimleri ile Güney ve Güneydoğu Anadolu gibi alçak rakımlı bölgelerde, meyvede yeterli miktarda şeker veya aroma birikimini sağlayabilecek termal değerler, geç olgunlaşan türler için daha uygun görünüyor. İç Anadolu ve Karadeniz gibi yüksek rakımlı bölgelerde ise, gerekli şekeri henüz ilk donlar meydana gelmeden biriktirebilecek erkenci çeşitler, daha uygun olabilir. 

Gelecekte Bolu, Ilgaz, Köroğlu ve Sündiken sıradağlarının yer aldığı yüksek alanlar dışında İç Anadolunun ve Batı Karadenizin büyük bir kısmı, ortalama 1400 ila 1600°C arasında sıcaklık toplamı isteyen üzüm çeşitleri için uygun hale gelebilir. 

‘’Aşırı sıcak’ kategorisinin, özellikle Akdeniz ve Ege bölgelerinin kıyı kesimlerindeki artışı dikkat çekiyor. Bu bölgeler, geçmişte ‘aşırı sıcak’ olarak sınıflandırılan Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde de genişleyecek.

 

Egede ve güneyde aşırı sıcakalanlar artabilir

Çalışmada her iki iklim modeli için elde edilen diğer indis (Huglin İndisi -HI- gündüz sıcaklık birikimi) sonuçları ise, referans döneme kıyasla 2022-2050 döneminde sıcaklıkların artacağına ve sıcak bölgelerin genişleyeceğine işaret ediyor. 

Bu indis, fotosentez güneşli saatlerde gerçekleştiği için yalnızca gün ışığında biriken sıcaklığı dikkate alır. Hem büyüme mevsimi hem de meyvedeki şeker konsantrasyonu ile ilişkilidir. Özellikle yaz aylarında, yüksek enlemlerde ve uzun günlerde daha fazla maruz kalınan yüksek sıcaklıkların etkisinin dikkate alınmasını sağlayan bu indis sayesinde, hangi bölgede hangi üzüm çeşidinin yetişmesi gerektiğine dair bilgi sağlanabilir. 

İndis sonuçlarına göre, geçmişte ‘‘çok serin’’ ve ‘‘serin’’ kategorilerinde yer alan Ege, Akdeniz ve İç Anadoludaki bazı bölgelerin artık ‘‘ılıman’’ ila ‘‘ılıman sıcak’’ kategorilerine kayabileceği öngörülüyor. ‘‘Çok sıcak’’ kategorisindeki bölgelerin de yaygınlaşacağı tahmin ediliyor. 

Her iki modelde de ‘‘aşırı sıcak’’ kategorisinin özellikle Akdeniz ve Ege bölgelerinin kıyı kesimlerindeki artışı dikkat çekiyor. Çalışmanın bulguları, geçmişte ‘‘aşırı sıcak’’ olarak sınıflandırılan Güneydoğu Anadolu Bölgesinde de bu alanların genişleyeceğine işaret ediyor. Dağlık alanların yaygın olduğu Doğu Anadoluda ise çoğu alanda kategorik değişiklik beklenmiyor. 


İklimsel koşullarda öngörülen olumsuz değişimler, asmanın aroma ve kalitesinde değişimler olabileceğine işaret ediyor.



Sıcak gecelerin de artması bekleniyor

Çalışmada hesaplanan son indis (Serin Gece İndisi -CI-) ise üzümlerin olgunlaştığı Eylül ayı boyunca en düşük gece sıcaklıklarının ortalamasını temsil ediyor. 12 ila 18°C arasında değerler alan bu indis, meyvenin olgunlaşması için gereken günlük minimum ortalama sıcaklığı gösteriyor. 

Araştırma sonuçları, her iki iklim modelinde de, 1972-2000 referans dönemine kıyasla 2022-2050de bu indiste de artış yaşanacağını gösteriyor. ‘‘Sıcak geceler’’ olarak tanımlanan 18°C ve üzerindeki günlerin, özellikle Güney ve Ege Bölgesinin kıyı kesimleri ile Güneydoğu Anadolu Bölgesinin güney kesimlerinde, daha sık görülmesi bekleniyor. Ayrıca her iki modelde de, Ege Bölgesinin iç kesimlerinin ‘‘serin geceler’’ sınıfından ‘‘ılıman geceler’’ sınıfına geçeceği öngörülüyor. 

Önümüzdeki 30 yıl hakkında her üç indis için yapılan hesaplamalar, indis değerlerinde ciddi bir artışa ve sıcaklık toplamı aralığında en az bir düzeyde kategorik değişime işaret ediyor. Bu değişimler, Türkiyede asma türlerinin yetiştiği coğrafi bölgelerde optimum iklimsel koşullarda olumsuz etkilere bağlı olarak asmanın aroma ve kalitesinde değişimler olabileceğine işaret ediyor. 

 

Yüzyıl ortasına dair projeksiyonlar, Türkiye’deki toplam üzüm üretiminin yaklaşık yarısını oluşturan Sultani üzümünün yetiştirildiği Manisa ve Denizli illerinde verim düşüşüne işaret ediyor. (Görsel, Sultani üzümünü göstermemektedir.)

 

Sultani üzümü için uygun yetiştirme alanları değişebilir

Araştırmanın bulgularına göre, bu indislerde Türkiyenin hiçbir ilinde soğuk kategorisine geçiş öngörülmüyor. Öte yandan Türkiye genelinde, özellikle ülkenin batısında, doğusunda ve kıyılarda sıcaklık artışı bekleniyor. Ülkenin farklı bölgelerindeki değişikliklerin ne seviyede gerçekleşeceği, indisler arasında farklılık gösterebiliyor. Buna karşın, genel bir artış eğiliminden bahsetmek mümkün. 

Her iki iklim modelinin en uyumlu sonuçları verdiği bölge, Türkiyenin kuzeydoğusu. Alınan sonuçlar, her üç indisin değerlerinin de ülke genelindeki dağlık alanlarda sabit kalabileceğine işaret ediyor. Diğer bölgelerin ise daha yüksek sıcaklıklara doğru kayması bekleniyor. Özellikle üzüm üretiminin yoğun olduğu Ege ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde beklenen değişim, üzüm üreticisinin yakın gelecekte artacak uyum ihtiyacına işaret ediyor. 

Boğazkere, Öküzgözü ve Şire gibi Doğu ve Güneydoğu Anadolu üzüm türleri için optimum koşullar, Ege Bölgesi’nin kıyı ve iç kesimlerinin uygun rakımlarında oluşabilir.

 

Yüzyıl ortasına dair projeksiyonlar, Türkiyedeki toplam üzüm üretiminin yaklaşık yarısını oluşturan Sultani üzümünün yetiştirildiği Manisa ve Denizli illerinde verim düşüşüne işaret ediyor. Öte yandan, yakın gelecekte, Egenin doğusunda, Batı Karadenizin iç kesimlerinde ve Doğu Anadolunun batısında, Sultani üzümü için iklimsel açıdan uygun yetiştirme koşullarının oluşabileceği öngörülüyor. 

Boğazkere, Öküzgözü ve Şire gibi Doğu ve Güneydoğu Anadolu üzüm türleri için ise Ege Bölgesinin kıyı ve iç kesimlerinin uygun rakımlarında, optimum sıcaklık koşullarının oluşacağı tahmin ediliyor. Bu bölgeler, yüksek sıcaklık gerektiren türler için uygun hale gelebilir. 



‘Sultani üzümleri için Manisa ve Denizli’de verim düşüşü öngörülüyor. Öte yandan Ege’nin doğusunda, Batı Karadeniz’in iç kesimlerinde ve Doğu Anadolu’nun batısında, Sultani için uygun yetiştirme koşulları oluşabilir.

 

Tarımda hızlı uyum gerekiyor 

Özetle, önümüzdeki 30 yıllık dönemde Türkiyede artan sıcaklıklar ve azalan yağışlar, üzüm üreten bölgelerdeki elverişli koşulları değiştirecek. Türkiyenin de içinde bulunduğu Akdeniz Havzası’nda gerçekleşen ve giderek artması beklenen sıcaklık aşırılıkları, yağış rejiminde beklenen değişimler ve kuraklık, bağcılık faaliyetlerini olumsuz etkileyebilir. Özellikle yaz kuraklığının, kaliteli üretimi kısıtlayarak hem verim kayıplarına hem de kalite sorunlarına yol açması bekleniyor. Uyum önlemleri alınmadığı takdirde bu durum, üzüm üretimi için yüksek risk faktörü anlamına gelebilir. 

Önümüzdeki dönemde, bazı türler için alternatif lokasyonlar belirlemek gibi uyum önlemlerinin tarımsal faaliyetlere hızlı yansıması önem taşıyor. Bu çalışmada da görüldüğü gibi, asmaların büyüme ve olgunlaşma sırasında maruz kaldığı sıcaklık toplamlarını ele alan indisler doğrultusunda, üzümlerin belirli bir bölgede yetişip yetişmeyeceğini öngörmek ve asmaların kalitesi hakkında tahminlerde bulunmak mümkün. Sürdürülebilir bağcılık çabaları kapsamında, bazı türler için alternatif lokasyonlar belirlemek veya daha yüksek sıcaklıklara ve su stresine dayanıklı çeşitler geliştirmek gibi önlemleri uygulamaya almak ve gelecek yatırımları buna göre şekillendirmek gerekiyor. 

 

Kaynak Makale: Analysis of the impact of climate change on grapevines in Turkey using heat unit accumulation–based indices

 

 

Dr. Nazan An ve Dr. Tufan Turp

Dr. Nazan An

Dr. Nazan An, Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin (iklimBU) kurucuları arasındadır. Doktora derecesini Boğaziçi Üniversitesi Çevre Bilimleri bölümünden almıştır.  Yönetim kurulu üyesi olduğu iklimBU’da aynı zamanda araştırmacı olarak akademik çalışmalarını sürdürmekte, ayrıca Boğaziçi Üniversitesi Hesaplamalı Bilim ve Mühendislik Yüksek Lisans Anabilim Dalı’nda ders vermektedir.

Uzmanlık Alanları: İklim Değişikliği, Ekin Büyüme Simülasyon Modelleri, İklim Projeksiyonları, Bölgesel İklim Modellemesi, Aşırı İklim Olayları, İklim Değişikliğinin Sektörel Etkileri, İklim Değişikliği Riskleri

 

Dr. Tufan Turp

Dr. Tufan Turp, Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin (iklimBU) kurucuları arasındadır. Doktora derecesini Boğaziçi Üniversitesi Çevre Bilimleri bölümünden almıştır. Danışma kurulu üyesi olduğu iklimBU’da aynı zamanda araştırmacı olarak akademik çalışmalarını devam ettirmekte ve ayrıca Boğaziçi Üniversitesi Hesaplamalı Bilim ve Mühendislik Yüksek Lisans Anabilim Dalı’nda ders vermektedir.

Uzmanlık Alanları: İklim Değişikliği, İklim Projeksiyonları, Bölgesel İklim Modellemesi, Ekin Büyüme Modelleri, Aşırı İklim Olayları, İklim Değişikliğinin Sektörel Etkileri, İklim Değişikliği Riskleri

İlgili Yazılar

İklim kanunu taslağı: Ne biliyoruz?

2024 yılı içinde TBMM’nin gündemine gelmesi beklenen iklim kanununun içeriği belirsizliğini korusa da, tartışma yaratmaya ve iklim dezenformasyonuna konu olmaya devam ediyor. Oysa uzmanlara göre iklim kanunu taslağında, güçlü bir kanunun sahip olması gereken önemli unsurlar eksik. Türkiye’nin azaltım hedeflerine yer verilmediği gibi, iklim değişikliği ile mücadelede izlenecek politikaların çerçevesi de net değil. Detaylı hazırlanmış yegâne bölümlerin emisyon ticareti sistemine ilişkin olması da dikkat çekiyor. Uzmanlara göre bu haliyle kanun taslağı, iklimi değil, AB ile ticareti korumayı hedefliyor.

Türkiye’de otlaklar verimsizleşiyor, geleneksel hayvancılık gerileyecek

Milyonlarca insanın geçim kaynağı olan geleneksel hayvancılık, iklim değişikliği nedeniyle tehdit altında. Yeni bir çalışmaya göre, Türkiye’nin de dahil olduğu Batı Asya’da kuraklıkların kuvvetlenmesi ve otlakların verimsizleşmesi, geleneksel hayvancılığa zarar verecek. Yerel halkların geçim kaynaklarını destekleyebilmek için geleneksel ekolojik bilgi birikiminden faydalanmak ve uyum önlemleri almak gerekiyor. 

G7 Bakanlar Toplantısı: ”1,5°C vurgusu önemli fakat somut adımlar yetersiz”

G7 Zirvesi öncesi İtalya’da bir araya gelen iklim, enerji ve çevre bakanları, küresel ısınmayı 1,5°C ile sınırlandırma hedefini yineledi. Ancak kömürden çıkış için mutabık kalınan 2035 tarihi, bu hedef için yetersiz. G7 Bakanlar Deklarasyonu’nda yalnızca ‘‘verimsiz’’ fosil yakıt sübvansiyonlarının kaldırılması çağrısı yapılması ve enerji arz güvenliği ile azaltım politikaları arasındaki mücadelenin devam etmesi de dikkat çekici. Bu eksiklikler, 1,5°C hedefi için hâlâ yeterli kararlılığın sağlanamadığını gösteriyor. 


İklim kanunu taslağı: Ne biliyoruz?

2024 yılı içinde TBMM’nin gündemine gelmesi beklenen iklim kanununun içeriği belirsizliğini korusa da, tartışma yaratmaya ve iklim dezenformasyonuna konu olmaya devam ediyor. Oysa uzmanlara göre iklim kanunu taslağında, güçlü bir kanunun sahip olması gereken önemli unsurlar eksik. Türkiye’nin azaltım hedeflerine yer verilmediği gibi, iklim değişikliği ile mücadelede izlenecek politikaların çerçevesi de net değil. Detaylı hazırlanmış yegâne bölümlerin emisyon ticareti sistemine ilişkin olması da dikkat çekiyor. Uzmanlara göre bu haliyle kanun taslağı, iklimi değil, AB ile ticareti korumayı hedefliyor.

Türkiye’de otlaklar verimsizleşiyor, geleneksel hayvancılık gerileyecek

Milyonlarca insanın geçim kaynağı olan geleneksel hayvancılık, iklim değişikliği nedeniyle tehdit altında. Yeni bir çalışmaya göre, Türkiye’nin de dahil olduğu Batı Asya’da kuraklıkların kuvvetlenmesi ve otlakların verimsizleşmesi, geleneksel hayvancılığa zarar verecek. Yerel halkların geçim kaynaklarını destekleyebilmek için geleneksel ekolojik bilgi birikiminden faydalanmak ve uyum önlemleri almak gerekiyor. 

G7 Bakanlar Toplantısı: ”1,5°C vurgusu önemli fakat somut adımlar yetersiz”

G7 Zirvesi öncesi İtalya’da bir araya gelen iklim, enerji ve çevre bakanları, küresel ısınmayı 1,5°C ile sınırlandırma hedefini yineledi. Ancak kömürden çıkış için mutabık kalınan 2035 tarihi, bu hedef için yetersiz. G7 Bakanlar Deklarasyonu’nda yalnızca ‘‘verimsiz’’ fosil yakıt sübvansiyonlarının kaldırılması çağrısı yapılması ve enerji arz güvenliği ile azaltım politikaları arasındaki mücadelenin devam etmesi de dikkat çekici. Bu eksiklikler, 1,5°C hedefi için hâlâ yeterli kararlılığın sağlanamadığını gösteriyor. 


Marmara’da gemicilik kaynaklı hava kirliliği %80’e kadar azaltılabilir

İstanbul ve Çanakkale Boğazları’ndan her yıl geçen yaklaşık 50 bin gemi, Marmara Bölgesi’ndeki hava kirliliğinin de önemli sebepleri arasında. Gemi yakıtları nedeniyle açığa çıkan kükürt ve azot oksitler ile parçacıklı maddelerin ciddi sağlık sorunlarına yol açtığı biliniyor. Türk Boğazlar Sistemi’nin ‘‘Emisyon Kontrol Alanı’’ ilan edilmesi ve gemi yakıtlarının denetlenmesi, gemicilik kaynaklı hava kirliliğini yüzde 80’e kadar azaltabilir. 

Öne Çıkanlar

EN ÇOK OKUNANLAR

SUBCRIBE

Lorem ipsum dolor sit amet con sectetur adipiscing

follow us

Photo