İklim Masası

Zeytin verimi Türkiye genelinde düşme eğiliminde

İklim değişikliğiyle birlikte artan ortalama sıcaklıklar ve yetersiz yağışlar, diğer Akdeniz ülkelerinde olduğu gibi, Türkiye’de de zeytin üretimini olumsuz etkiliyor. 1968-2018 yılları arasında 12 şehirde zeytin veriminin nasıl değiştiğini inceleyen yeni bir araştırmaya göre, son yıllarda ülke genelinde düşüş gözleniyor. Bazı şehirlerde zeytin verimi, 50 yıl önceki seviyelere geriledi.
İklim değişikliğiyle birlikte artan ortalama sıcaklıklar ve yetersiz yağışlar, diğer Akdeniz ülkelerinde olduğu gibi, Türkiye’de de zeytin üretimini olumsuz etkiliyor. 1968-2018 yılları arasında 12 şehirde zeytin veriminin nasıl değiştiğini inceleyen yeni bir araştırmaya göre, son yıllarda ülke genelinde düşüş gözleniyor. Bazı şehirlerde zeytin verimi, 50 yıl önceki seviyelere geriledi.
Yayınlanma Tarihi: 05/01/2024
Kategori:

İklim değişkenlerinin zeytin verimi üzerindeki etkisini inceleyen yeni bir çalışmaya göre, son 50 yıldır Türkiye zeytin üretiminde önemli rol üstlenen 12 şehirde zeytin verimi azalıyor. 

Ekolojik koşulların uygunluğu nedeniyle tüm dünyada tüketilen zeytinin ve zeytinyağının çok büyük kısmı, Akdeniz ülkelerinde üretiliyor. Örneğin 2020-2021 sezonunda, küresel sofralık zeytin üretiminin neredeyse %80’i altı Akdeniz ülkesi tarafından gerçekleştirilmişti: İspanya, Mısır, Türkiye, Cezayir, Yunanistan ve Fas. Aynı sene, küresel zeytin üretiminin %14’ü Türkiye’de gerçekleşti ve Türkiye en büyük üçüncü üretici oldu. 

Ancak Akdeniz Havzası aynı zamanda iklim değişikliğinin olumsuz etkileri karşısında en hassas bölgelerden biri ve ortalama küresel sıcaklık artışına kıyasla daha fazla ısınıyor. Nitekim şu ana kadar yapılan araştırmalar, özellikle artan sıcaklıklar ve azalan yağışlar nedeniyle, Akdeniz’de zeytin veriminin azalma eğiliminde olduğunu ortaya koyuyor. 

‘En büyük üreticiler olan Aydın, Balıkesir ve Manisa’da son yıllarda kayda değer düşüş gözleniyor. Çanakkale, Gaziantep ve Mersin gibi bazı örneklerde ise zeytin verimi 50 yıl önceki seviyelere gerilemiş durumda.
 

Verim tüm kentlerde düşüş eğiliminde

Türkiye’de zeytin üretimi, çoğunlukla ülkenin Akdeniz kıyılarında ve Akdeniz ikliminin etkili olduğu, Gaziantep, Kilis, Şanlıurfa gibi bazı Güneydoğu Anadolu şehirlerinde gerçekleşiyor. Daha ılık geçmeye başlayan kışların etkisiyle, Güney Marmara’da da zeytincilik daha mümkün hale geldi. Dr. Oğuz Tutal ile birlikte gerçekleştirdiğimiz bu yeni çalışma, iklim değişikliğinin bu bölgelerdeki zeytin verimini ne şekilde etkilediğini ekonomik perspektiften inceleyen ilk araştırma.

Araştırma kapsamında, 1968-2018 yılları arasında sürekli olarak zeytin üretiminde önemli rol oynayan, meyve veren zeytin ağaçlarının en az %1’inin bulunduğu şehirler (Adana, Antalya, Aydın, Balıkesir, Bursa, Çanakkale, Gaziantep, Hatay, İzmir, Manisa, Mersin ve Muğla) incelemeye alındı. Çalışmanın bulguları, 50 senede zeytin dağılımının fazla değişiklik göstermediğini, ancak Bursa, Çanakkale ve Muğla dışındaki tüm kentlerde, verimin düşüş eğiliminde olduğunu ortaya koyuyor. 

 

Manisa’da 2016-2018 yılları arasındaki ağaç başı verim seviyeleri, 1986-1988 yıllarındaki zirve noktasına kıyasla %45 daha düşük.
Manisa’da 2016-2018 yılları arasındaki ağaç başı verim seviyeleri, 1986-1988 yıllarındaki zirve noktasına kıyasla %45 daha düşük.
 

Bazı kentlerde zeytin verimi, 50 yıl önceki seviyelere geriledi

En büyük üreticiler olan Aydın, Balıkesir ve Manisa’da 50 yıl boyunca üretimde dalgalanmalar yaşanmışsa da; son yıllarda kayda değer düşüş gözleniyor. Çanakkale, Gaziantep ve Mersin gibi bazı örneklerde ise zeytin verimi 50 yıl önceki seviyelere gerilemiş durumda. Örneğin Balıkesir’de, 1968-1970 yılları arasında ağaç başına 15,7 kilogram olan zeytin verimi, 2016-2018’de 16,7 kilogram olarak tespit edilmiş. Kısacası, aradan geçen 50 senede tarım teknolojilerinde yaşanan tüm gelişmelere karşın verim yalnızca %6 artmış. 

Aydın’da ise 2000’lerin başında ulaşılan rekor verim, özellikle son yıllarda gözlenen keskin düşüşler ışığında geride kalmış görünüyor. Son verilerde verim, 2004-2006 yılları arasındaki zirve seviyelerden %17 daha düşük gözleniyor.

Manisa’da ise bu azalma çok daha vurucu seyrediyor. 2016-2018 yılları arasındaki ağaç başı verim seviyeleri, 1986-1988 yıllarındaki zirve noktasına kıyasla %45 daha düşük. Bu düşüş eğilimi örneklemin tamamında gözleniyor.

‘İklim değişikliği ve zeytin verimi ilişkisi konusunda farklı ülkelerde yapılan çalışmalar, artan sıcaklıkların olumsuz etkilerini netlikle ortaya koyuyor.

 
Zeytin için ideal koşullar kayboluyor

İklim değişikliğiyle birlikte sıcaklıkların artması ve yağışların azalmasının yanı sıra, en yüksek ve en düşük sıcaklıklar arasındaki farkın açılması, zeytin verimini olumsuz etkileyen unsurlar arasında yer alıyor. 

15°C ve 20°C arasındaki sıcaklıklar, yüksek zeytin verimi için en olumlu koşulları yaratıyor. Zeytin ılık kışları ve çok sıcak ya da çok nemli olmayan yazları seviyor. Sıcaklıkların 40°C’nin üzerine çıkmasından zarar gördüğü gibi, çok soğuyan havalar konusunda da hassas. 

İklim değişikliği ve zeytin verimi ilişkisi konusunda farklı ülkelerde yapılan çalışmalar, artan sıcaklıkların olumsuz etkilerini netlikle ortaya koyuyor. Örneğin 2019 yılında yapılan bir çalışmada, sıcaklık artışının rekolte ve olgunlaşma üzerindeki etkisini incelemek üzere sıcaklıkların 4°C arttığı bir durumun simülasyonu yapılmış. Sonuçlar, meyvenin daha geç olgunlaştığını ve yağ içeriğinin azaldığını; meyvelerin daha küçük boyutlu olduğunu ve rekoltenin düştüğünü gösteriyor. 

Ekolojik koşulların uygunluğu nedeniyle tüm dünyada tüketilen zeytinin ve zeytinyağının çok büyük kısmını üreten Akdeniz Havzası, aynı zamanda iklim değişikliğinin olumsuz etkilerinin en çok hissedildiği coğrafyalar arasında yer alıyor. (Fotoğraf: Mark Cartwright - CC BY-NC-SA)
Ekolojik koşulların uygunluğu nedeniyle tüm dünyada tüketilen zeytinin ve zeytinyağının çok büyük kısmını üreten Akdeniz Havzası, aynı zamanda iklim değişikliğinin olumsuz etkilerinin en çok hissedildiği coğrafyalar arasında yer alıyor. (Fotoğraf: Mark Cartwright – CC BY-NC-SA)

 

2020 yılında, İspanya’nın Endülüs bölgesindeki farklı zeytin türlerinin iklim değişikliğinden nasıl etkileneceğini inceleyen bir çalışma da bu sonuçları destekler nitelikte. Araştırmaya göre, Endülüs’te hem zeytin verimi hem de zeytinciliğe uygun alanlar azalacak. Bunun sebebi olarak yağışlardaki azalma ve yükselen sıcaklıklarla birlikte artacak buharlaşma gösterilmiş. 

Türkiye’de de iklim değişikliğinin etkileri şiddetlendikçe yağışların azalması, zeytin verimini daha da düşürebilir. Bu çalışmada incelenen 50 yıllık süreçte, yağışlarda kayda değer azalmanın en çok gözlendiği şehirler arasında Aydın, Manisa, Muğla ve İzmir yer alıyor. Aynı süreçte, zeytinin büyüme sezonundaki ortalama sıcaklıklar yaklaşık 1.2°-1.3°C artmış görünüyor. En yüksek sıcaklıklarda ise 1.3°-1.4°C’lik artış gözleniyor. Öte yandan, don olaylarında görülen %12’lik azalmanın, zeytin üretiminde olumlu etkisi olduğunu eklemekte fayda var. 

 

‘G20 İklim Risk Atlası’na göre, acilen harekete geçilmediği takdirde, Türkiye’de tarımsal kuraklık 2050 yılına kadar %37 artacak.


Tarımsal kuraklık artacak, ekonomi daralacak

Tarım, bir yandan iklim değişikliğine sebep olan küresel sera gazı emisyonlarının yaklaşık üçte birinden sorumlu olan bir sektör. Diğer yandan ise iklim şokları karşısında en kırılgan sektörlerden biri. Akdeniz Havzası da iklim değişikliğinin olumsuz etkilerinin en çok hissedildiği coğrafyalar arasında yer alıyor. Nitekim Türkiye’nin risk seviyesi ‘orta-yüksek’ olarak tanımlanıyor.

İklim etkilerinin 21. yüzyıl süresince ne seviyelere ulaşacağını ortaya koyan projeksiyonların yer aldığı G20 İklim Risk Atlası’na göre, acilen harekete geçilmediği takdirde, Türkiye’de tarımsal kuraklık 2050 yılına kadar %37 artacak. Sıcak hava dalgaları ise yaklaşık %4 daha uzun süreli olacak. İklim değişikliğinin bu gibi olumsuz etkilerinin sonuçları ise zeytin verimi ile sınırlı kalmayacak. 

Bu çalışmada incelenen 50 yıllık süreçte, zeytinin büyüme sezonundaki ortalama sıcaklıklar yaklaşık 1.2°-1.3°C artmış görünüyor.
Bu çalışmada incelenen 50 yıllık süreçte, zeytinin büyüme sezonundaki ortalama sıcaklıklar yaklaşık 1.2°-1.3°C artmış görünüyor.

 

Atlas’a göre, sera gazı emisyonlarının düşürüldüğü senaryoda dahi, 2050 yılında Türkiye’nin su ihtiyacı, kuraklık nedeniyle yaklaşık %47 artabilir. Bu, şimdiden su stresi çeken Türkiye’nin su kaynakları üzerinde ciddi baskı yaratabilir. Bugün, Türkiye’de tarım arazilerinin yalnızca %20’sinin sulandığı durumda dahi tarım sektörü, su kullanımının yüzde 84’ünden sorumlu

Türkiye’nin karşı karşıya kalacağı iklim afetlerini tetikleyecek diğer faktörler arasında deniz seviyesindeki yükselme, kıyı erozyonu ve aşırı hava olayları öne çıkıyor. Tüm bu olumsuzlukların, 2050 yılında Türkiye’nin gayri safi yurtiçi hasılasında %2,26’lık bir daralmaya sebep olacağı öngörülüyor. 

 

Araştırma: Tutal, O. and Acar, S. (2023) “Assessing the Impact of Climate Change on Olive Yield in Turkey”, Water Security and Climate Change Conference, 21-23 Kasım 2023, Cuenca, Ekvador.

Boğaziçi Üniversitesi | sevil.acar@boun.edu.tr

Prof. Dr. Sevil Acar, Boğaziçi Üniversitesi Yönetim Bilimleri Fakültesi’nde öğretim üyesidir. Başlıca çalışma alanları çevre ve doğal kaynaklar olup özellikle iklim değişikliği, doğal sermaye muhasebesi, sürdürülebilir kalkınma, fosil yakıt teşvikleri ve bolluk paradoksu üzerinde uzmanlaşmaktadır.

Uzmanlık Alanları: Sürdürülebilir Kalkınma; Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları (SKA’ler); İklim Değişikliği; İklim Politikaları; Enerji Politikaları; Fosil Yakıt Teşvikleri

İklim değişkenlerinin zeytin verimi üzerindeki etkisini inceleyen yeni bir çalışmaya göre, son 50 yıldır Türkiye zeytin üretiminde önemli rol üstlenen 12 şehirde zeytin verimi azalıyor. 

Ekolojik koşulların uygunluğu nedeniyle tüm dünyada tüketilen zeytinin ve zeytinyağının çok büyük kısmı, Akdeniz ülkelerinde üretiliyor. Örneğin 2020-2021 sezonunda, küresel sofralık zeytin üretiminin neredeyse %80’i altı Akdeniz ülkesi tarafından gerçekleştirilmişti: İspanya, Mısır, Türkiye, Cezayir, Yunanistan ve Fas. Aynı sene, küresel zeytin üretiminin %14’ü Türkiye’de gerçekleşti ve Türkiye en büyük üçüncü üretici oldu. 

Ancak Akdeniz Havzası aynı zamanda iklim değişikliğinin olumsuz etkileri karşısında en hassas bölgelerden biri ve ortalama küresel sıcaklık artışına kıyasla daha fazla ısınıyor. Nitekim şu ana kadar yapılan araştırmalar, özellikle artan sıcaklıklar ve azalan yağışlar nedeniyle, Akdeniz’de zeytin veriminin azalma eğiliminde olduğunu ortaya koyuyor. 

‘En büyük üreticiler olan Aydın, Balıkesir ve Manisa’da son yıllarda kayda değer düşüş gözleniyor. Çanakkale, Gaziantep ve Mersin gibi bazı örneklerde ise zeytin verimi 50 yıl önceki seviyelere gerilemiş durumda.
 

Verim tüm kentlerde düşüş eğiliminde

Türkiye’de zeytin üretimi, çoğunlukla ülkenin Akdeniz kıyılarında ve Akdeniz ikliminin etkili olduğu, Gaziantep, Kilis, Şanlıurfa gibi bazı Güneydoğu Anadolu şehirlerinde gerçekleşiyor. Daha ılık geçmeye başlayan kışların etkisiyle, Güney Marmara’da da zeytincilik daha mümkün hale geldi. Dr. Oğuz Tutal ile birlikte gerçekleştirdiğimiz bu yeni çalışma, iklim değişikliğinin bu bölgelerdeki zeytin verimini ne şekilde etkilediğini ekonomik perspektiften inceleyen ilk araştırma.

Araştırma kapsamında, 1968-2018 yılları arasında sürekli olarak zeytin üretiminde önemli rol oynayan, meyve veren zeytin ağaçlarının en az %1’inin bulunduğu şehirler (Adana, Antalya, Aydın, Balıkesir, Bursa, Çanakkale, Gaziantep, Hatay, İzmir, Manisa, Mersin ve Muğla) incelemeye alındı. Çalışmanın bulguları, 50 senede zeytin dağılımının fazla değişiklik göstermediğini, ancak Bursa, Çanakkale ve Muğla dışındaki tüm kentlerde, verimin düşüş eğiliminde olduğunu ortaya koyuyor. 

 

Manisa’da 2016-2018 yılları arasındaki ağaç başı verim seviyeleri, 1986-1988 yıllarındaki zirve noktasına kıyasla %45 daha düşük.
Manisa’da 2016-2018 yılları arasındaki ağaç başı verim seviyeleri, 1986-1988 yıllarındaki zirve noktasına kıyasla %45 daha düşük.
 

Bazı kentlerde zeytin verimi, 50 yıl önceki seviyelere geriledi

En büyük üreticiler olan Aydın, Balıkesir ve Manisa’da 50 yıl boyunca üretimde dalgalanmalar yaşanmışsa da; son yıllarda kayda değer düşüş gözleniyor. Çanakkale, Gaziantep ve Mersin gibi bazı örneklerde ise zeytin verimi 50 yıl önceki seviyelere gerilemiş durumda. Örneğin Balıkesir’de, 1968-1970 yılları arasında ağaç başına 15,7 kilogram olan zeytin verimi, 2016-2018’de 16,7 kilogram olarak tespit edilmiş. Kısacası, aradan geçen 50 senede tarım teknolojilerinde yaşanan tüm gelişmelere karşın verim yalnızca %6 artmış. 

Aydın’da ise 2000’lerin başında ulaşılan rekor verim, özellikle son yıllarda gözlenen keskin düşüşler ışığında geride kalmış görünüyor. Son verilerde verim, 2004-2006 yılları arasındaki zirve seviyelerden %17 daha düşük gözleniyor.

Manisa’da ise bu azalma çok daha vurucu seyrediyor. 2016-2018 yılları arasındaki ağaç başı verim seviyeleri, 1986-1988 yıllarındaki zirve noktasına kıyasla %45 daha düşük. Bu düşüş eğilimi örneklemin tamamında gözleniyor.

‘İklim değişikliği ve zeytin verimi ilişkisi konusunda farklı ülkelerde yapılan çalışmalar, artan sıcaklıkların olumsuz etkilerini netlikle ortaya koyuyor.

 
Zeytin için ideal koşullar kayboluyor

İklim değişikliğiyle birlikte sıcaklıkların artması ve yağışların azalmasının yanı sıra, en yüksek ve en düşük sıcaklıklar arasındaki farkın açılması, zeytin verimini olumsuz etkileyen unsurlar arasında yer alıyor. 

15°C ve 20°C arasındaki sıcaklıklar, yüksek zeytin verimi için en olumlu koşulları yaratıyor. Zeytin ılık kışları ve çok sıcak ya da çok nemli olmayan yazları seviyor. Sıcaklıkların 40°C’nin üzerine çıkmasından zarar gördüğü gibi, çok soğuyan havalar konusunda da hassas. 

İklim değişikliği ve zeytin verimi ilişkisi konusunda farklı ülkelerde yapılan çalışmalar, artan sıcaklıkların olumsuz etkilerini netlikle ortaya koyuyor. Örneğin 2019 yılında yapılan bir çalışmada, sıcaklık artışının rekolte ve olgunlaşma üzerindeki etkisini incelemek üzere sıcaklıkların 4°C arttığı bir durumun simülasyonu yapılmış. Sonuçlar, meyvenin daha geç olgunlaştığını ve yağ içeriğinin azaldığını; meyvelerin daha küçük boyutlu olduğunu ve rekoltenin düştüğünü gösteriyor. 

Ekolojik koşulların uygunluğu nedeniyle tüm dünyada tüketilen zeytinin ve zeytinyağının çok büyük kısmını üreten Akdeniz Havzası, aynı zamanda iklim değişikliğinin olumsuz etkilerinin en çok hissedildiği coğrafyalar arasında yer alıyor. (Fotoğraf: Mark Cartwright - CC BY-NC-SA)
Ekolojik koşulların uygunluğu nedeniyle tüm dünyada tüketilen zeytinin ve zeytinyağının çok büyük kısmını üreten Akdeniz Havzası, aynı zamanda iklim değişikliğinin olumsuz etkilerinin en çok hissedildiği coğrafyalar arasında yer alıyor. (Fotoğraf: Mark Cartwright – CC BY-NC-SA)

 

2020 yılında, İspanya’nın Endülüs bölgesindeki farklı zeytin türlerinin iklim değişikliğinden nasıl etkileneceğini inceleyen bir çalışma da bu sonuçları destekler nitelikte. Araştırmaya göre, Endülüs’te hem zeytin verimi hem de zeytinciliğe uygun alanlar azalacak. Bunun sebebi olarak yağışlardaki azalma ve yükselen sıcaklıklarla birlikte artacak buharlaşma gösterilmiş. 

Türkiye’de de iklim değişikliğinin etkileri şiddetlendikçe yağışların azalması, zeytin verimini daha da düşürebilir. Bu çalışmada incelenen 50 yıllık süreçte, yağışlarda kayda değer azalmanın en çok gözlendiği şehirler arasında Aydın, Manisa, Muğla ve İzmir yer alıyor. Aynı süreçte, zeytinin büyüme sezonundaki ortalama sıcaklıklar yaklaşık 1.2°-1.3°C artmış görünüyor. En yüksek sıcaklıklarda ise 1.3°-1.4°C’lik artış gözleniyor. Öte yandan, don olaylarında görülen %12’lik azalmanın, zeytin üretiminde olumlu etkisi olduğunu eklemekte fayda var. 

 

‘G20 İklim Risk Atlası’na göre, acilen harekete geçilmediği takdirde, Türkiye’de tarımsal kuraklık 2050 yılına kadar %37 artacak.


Tarımsal kuraklık artacak, ekonomi daralacak

Tarım, bir yandan iklim değişikliğine sebep olan küresel sera gazı emisyonlarının yaklaşık üçte birinden sorumlu olan bir sektör. Diğer yandan ise iklim şokları karşısında en kırılgan sektörlerden biri. Akdeniz Havzası da iklim değişikliğinin olumsuz etkilerinin en çok hissedildiği coğrafyalar arasında yer alıyor. Nitekim Türkiye’nin risk seviyesi ‘orta-yüksek’ olarak tanımlanıyor.

İklim etkilerinin 21. yüzyıl süresince ne seviyelere ulaşacağını ortaya koyan projeksiyonların yer aldığı G20 İklim Risk Atlası’na göre, acilen harekete geçilmediği takdirde, Türkiye’de tarımsal kuraklık 2050 yılına kadar %37 artacak. Sıcak hava dalgaları ise yaklaşık %4 daha uzun süreli olacak. İklim değişikliğinin bu gibi olumsuz etkilerinin sonuçları ise zeytin verimi ile sınırlı kalmayacak. 

Bu çalışmada incelenen 50 yıllık süreçte, zeytinin büyüme sezonundaki ortalama sıcaklıklar yaklaşık 1.2°-1.3°C artmış görünüyor.
Bu çalışmada incelenen 50 yıllık süreçte, zeytinin büyüme sezonundaki ortalama sıcaklıklar yaklaşık 1.2°-1.3°C artmış görünüyor.

 

Atlas’a göre, sera gazı emisyonlarının düşürüldüğü senaryoda dahi, 2050 yılında Türkiye’nin su ihtiyacı, kuraklık nedeniyle yaklaşık %47 artabilir. Bu, şimdiden su stresi çeken Türkiye’nin su kaynakları üzerinde ciddi baskı yaratabilir. Bugün, Türkiye’de tarım arazilerinin yalnızca %20’sinin sulandığı durumda dahi tarım sektörü, su kullanımının yüzde 84’ünden sorumlu

Türkiye’nin karşı karşıya kalacağı iklim afetlerini tetikleyecek diğer faktörler arasında deniz seviyesindeki yükselme, kıyı erozyonu ve aşırı hava olayları öne çıkıyor. Tüm bu olumsuzlukların, 2050 yılında Türkiye’nin gayri safi yurtiçi hasılasında %2,26’lık bir daralmaya sebep olacağı öngörülüyor. 

 

Araştırma: Tutal, O. and Acar, S. (2023) “Assessing the Impact of Climate Change on Olive Yield in Turkey”, Water Security and Climate Change Conference, 21-23 Kasım 2023, Cuenca, Ekvador.

Boğaziçi Üniversitesi | sevil.acar@boun.edu.tr

Prof. Dr. Sevil Acar, Boğaziçi Üniversitesi Yönetim Bilimleri Fakültesi’nde öğretim üyesidir. Başlıca çalışma alanları çevre ve doğal kaynaklar olup özellikle iklim değişikliği, doğal sermaye muhasebesi, sürdürülebilir kalkınma, fosil yakıt teşvikleri ve bolluk paradoksu üzerinde uzmanlaşmaktadır.

Uzmanlık Alanları: Sürdürülebilir Kalkınma; Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları (SKA’ler); İklim Değişikliği; İklim Politikaları; Enerji Politikaları; Fosil Yakıt Teşvikleri

İlgili Yazılar

Yaz turizmi için ideal koşullar Karadeniz Bölgesi’ne kayabilir

İklim değişikliğinin termal konfor üzerindeki etkilerini inceleyen yeni bir çalışmaya göre, Akdeniz’i popüler bir yaz turizmi destinasyonu haline getiren iklim şartları değişiyor. Uygun yaz koşulları, kuzeye doğru kayıyor. Karadeniz’in bazı bölgeleri, plaj turizmi için ideal koşullara ulaşabilir.

İliç’teki facia, kuralsızlığın ve kontrolsüzlüğün sonucu

Bergama mücadelesi sırasında kamu yararına olmadığı yargı yoluyla tespit edilen altın madenciliği, 1990’ların sonundan itibaren temize çıkarıldı ve ülke çıkarları ile özdeşleştirildi. Sebep olduğu çevresel tahribat ve riskler göz ardı edildi, yasal korumalar kaldırıldı. İliç’teki facia, bu kuralsızlığın ve kontrolsüzlüğün doğrudan sonucu.

Akdeniz’de tropik geceler artıyor

Akdeniz Bölgesi’nde görülen tropik geceler, iklim değişikliği nedeniyle 1950’den bu yana neredeyse iki katına çıktı, ortalama süreleri ise yüzde 45 arttı. Tropik geceler, özellikle kıyı bölgelerde ve kentsel alanlarda daha belirgin hissediliyor. Daha da artması beklenen sıcaklıkların toplum sağlığı, tarım ve turizm üzerindeki etkilerine karşı önlem almak gerekiyor. 


Yaz turizmi için ideal koşullar Karadeniz Bölgesi’ne kayabilir

İklim değişikliğinin termal konfor üzerindeki etkilerini inceleyen yeni bir çalışmaya göre, Akdeniz’i popüler bir yaz turizmi destinasyonu haline getiren iklim şartları değişiyor. Uygun yaz koşulları, kuzeye doğru kayıyor. Karadeniz’in bazı bölgeleri, plaj turizmi için ideal koşullara ulaşabilir.

İliç’teki facia, kuralsızlığın ve kontrolsüzlüğün sonucu

Bergama mücadelesi sırasında kamu yararına olmadığı yargı yoluyla tespit edilen altın madenciliği, 1990’ların sonundan itibaren temize çıkarıldı ve ülke çıkarları ile özdeşleştirildi. Sebep olduğu çevresel tahribat ve riskler göz ardı edildi, yasal korumalar kaldırıldı. İliç’teki facia, bu kuralsızlığın ve kontrolsüzlüğün doğrudan sonucu.

Akdeniz’de tropik geceler artıyor

Akdeniz Bölgesi’nde görülen tropik geceler, iklim değişikliği nedeniyle 1950’den bu yana neredeyse iki katına çıktı, ortalama süreleri ise yüzde 45 arttı. Tropik geceler, özellikle kıyı bölgelerde ve kentsel alanlarda daha belirgin hissediliyor. Daha da artması beklenen sıcaklıkların toplum sağlığı, tarım ve turizm üzerindeki etkilerine karşı önlem almak gerekiyor. 


Depremden öğren(eme)diklerimiz: İnşaat ve yıkım atıklarının yönetimi

Depremlerin yıldönümünde, deprem enkazlarının tamamına yakını kaldırıldı. Yapılan gözlemler ve araştırmalar ise, bu hızlı sürecin mevzuata uygun yönetilmediğine işaret ediyor. Mevcut uygulamalar, bölgede yaşayanları kimyasallara maruz bıraktı ve ekosistemlerde kalıcı hasarlar meydana getirdi. Türkiye, hem beklenen depremler hem de kentsel dönüşüm süreçleri için, güvenli bir enkaz kaldırma stratejisi geliştirmeli.

Öne Çıkanlar

EN ÇOK OKUNANLAR

SUBCRIBE

Lorem ipsum dolor sit amet con sectetur adipiscing

follow us

Photo