Haberler yayınlanmadan önce ilk sizin e-posta kutunuza gelsin! Şimdi bültenimize kaydolun.
İnsan etkisi ölümcül heyelanları artırıyor: Türkiye Avrupa’da ilk sıradaEkosistemlerToplum ve Yaşam
Bikem Ekberzade16 Nisan 2026
İnsan etkisi ölümcül heyelanları artırıyor: Türkiye Avrupa’da ilk sırada
46 ülkenin verilerini inceleyen kapsamlı bir uluslararası araştırma, heyelan ölümlerinin yalnızca doğa kaynaklı olmadığını, arazi kullanım değişiklikleri ve ekonomik eşitsizliklerle şekillendiğini ortaya koyuyor. Ormansızlaşma, altyapı projeleri ve plansız yerleşimler, birçok durumda yağış ve topografyadan daha güçlü bir risk faktörü haline geliyor. İklim değişikliğiyle birlikte artan aşırı yağışlar ise bu kırılganlığı daha da derinleştiriyor. Türkiye’de ise dağlık alanlardaki insan kaynaklı arazi değişimi, benzer gelir grubundaki ülkelerin çok üzerinde seyrediyor. Bu tablo, ülkeyi Avrupa’da heyelan kaynaklı ölümlerde ilk sıraya taşıyor.
Batı Karadeniz’de iklim değişiyor: Kuraklık ve aşırı olaylar kapıya dayandıİklim Bilimi
Öznur Işınkaralar11 Nisan 2026
Batı Karadeniz’de iklim değişiyor: Kuraklık ve aşırı olaylar kapıya dayandı
Bilimsel bir çalışmaya göre, serin ve nemli iklimiyle bilinen Batı Karadeniz’de 2040’tan itibaren kurak alanlar görülmeye başlanacak. İklim değişikliği bugünkü hızıyla devam ederse, yüzyıl sonunda bölgenin yüzde 42’si kuraklaşabilir. Bu süreçte ortalama sıcaklıklar yaklaşık iki katına çıkarken, yağışların düzensizleşmesi sel ve taşkın riski de artıracak. Bilim insanları, başta su kaynakları ve tarımsal üretim üzerindeki baskı olmak üzere, artan afet risklerine karşı acil önlem çağrısı yapıyor.
Enerji güvenliğinin anahtarı: Daha fazla güneş, rüzgar ve bataryaBasın BültenleriEnerji
İklim Masası31 Mart 2026
Enerji güvenliğinin anahtarı: Daha fazla güneş, rüzgar ve batarya
İran’dan Türkiye’ye gaz akışında yaşanabilecek kesintilerin etkisinin, yüksek hidroelektrik kapasitesi ve yağışlı geçen kış ayları sayesinde sınırlı olması bekleniyor. Ancak uzmanlara göre bu durum, kalıcı bir güvence sunmuyor. Üstelik fosil yakıt fiyatlarındaki artışın Türkiye’yi de etkilemesi, uzun vadede kaçınılmaz görünüyor. Hem enerji güvenliği hem de artan kuraklık riski nedeniyle hidroelektriğin, güneş ve rüzgar santralleriyle ikame edilmesi ve bataryalarla desteklenmesi gerekiyor. Yenilenebilir enerji kaynaklarının artan maliyet avantajı ise temiz enerji dönüşümüne ivme kazandırma potansiyeli taşıyor.
İran’daki petrol yangınlarının sağlık faturası yıllarca ödenebilirBasın Bültenleri
İklim Masası15 Mart 2026
İran’daki petrol yangınlarının sağlık faturası yıllarca ödenebilir
İran’da petrol depoları ve enerji altyapısına yönelik saldırılar nedeniyle ortaya çıkan yoğun hava kirliliği, halk sağlığını tehdit ediyor. Patlama ve yangınlar sonucu yayılan kirleticiler, solunum yollarına enflamasyona yol açabiliyor, ayrıca kalp-damar ve beyin sistemlerini etkileyebiliyor. Uzmanlara göre hava kirliliğinin birikici etkileri ise uzun vadede belirginleşecek; en büyük risk altında olanlar ise anne karnındaki bebekler, küçük çocuklar ve yaşlılar. Yaşananlar, fosil yakıt altyapısının savaş koşullarında büyük çevre ve sağlık riskleri doğurabileceğini bir kez daha gösteriyor.
İran savaşının çevresel mirası: Toprak ve su kirliliğiBasın Bültenleri
İklim Masası15 Mart 2026
İran savaşının çevresel mirası: Toprak ve su kirliliği
İran’daki savaşın çevresel etkileri giderek büyüyor. Çatışma ve Çevre Gözlemevi (CEOBS), savaşın ilk 10 gününde çevresel risk taşıyan 300’ün üzerinde olay tespit etti. Uzmanlara göre saldırılar sonucu ortaya çıkan kirleticiler, özellikle toprakta ve su kaynaklarında uzun süre kalıcı olabilecek kirliliğe yol açabilir. Ağır metallerin ve ‘‘sonsuz kimyasallar’’ olarak bilinen PFAS gibi maddelerin ortaya çıkması, hem ekosistemler hem de halk sağlığı için uzun vadeli riskler barındırıyor.
Nükleer uzmanı M. V. Ramana: Nükleer enerji iklim krizine çözüm sunamazBasın Bültenleri
İklim Masası7 Mart 2026
Nükleer uzmanı M. V. Ramana: Nükleer enerji iklim krizine çözüm sunamaz
Türkiye elektrik üretiminde nükleerin payını büyütmeye hazırlanıyor. Ankara hem büyük reaktörler hem de Küçük Modüler Reaktörler (SMR) ile 2050’ye kadar 20 GW nükleer kapasite hedefliyor ve bu yatırımları iklim hedeflerinin bir parçası olarak sunuyor. Ancak nükleer politika uzmanı Dr. M. V. Ramana’ya göre nükleer enerji, yüksek maliyetleri ve uzun inşaat süreleri nedeniyle iklim krizine gerçekçi bir çözüm sunmuyor. Son yıllarda çözüm olarak pazarlanan SMR’lerin ise daha ucuz, hızlı veya güvenli olacağı yönündeki iddiaları destekleyen somut kanıtlar yok. Ramana’ya göre bu gibi teknolojik vaatler, iklim krizinin arkasındaki politik ve ekonomik sorunları tartışmayı erteleme işlevi görüyor.








