İklim Masasi

Toplum ve Yaşam

‘Avrupa’da iklim şüphecilerinin sayısı sınırlı’

Aşırı sağ partiler, Avrupa Parlamentosu seçimlerinde oy oranlarını önemli ölçüde artırarak dikkat çektiler. Kampanya sürecinde bu partilerin önemli gündem maddelerinden biri de iklim politikalarıydı; bu nedenle, seçim sonuçlarının Avrupa Birliği iklim politikalarını ne şekilde etkileyeceği merak konusu. Ancak uzmanlara göre aşırı sağ partilerin iklim değişikliği konusundaki görüşleri, çoğunluğun fikirlerini temsil etmiyor. Avrupa’da iklim değişikliğine şüpheyle yaklaşanların sayısı oldukça sınırlı. İklim değişikliği ile mücadelenin hız kaybetmemesi için, iklim şüphecisi pozisyonlara aktif olarak karşı çıkmak önem taşıyor.

Devamını Oku »

Avrupa kamuoyu ‘iklim yorgunu’ değil


Seçim kampanyası sürecinde iklim değişikliği şüpheciliğini gündemde tutan aşırı sağ partilerin oylarını artırması, Avrupa Birliği iklim politikalarının geleceği konusunda endişe yarattı. Ancak uzmanlar, sağa kaymaya karşın merkezin tutunduğuna dikkat çekiyorlar. Seçim öncesinde Almanya, Fransa ve Polonya’da yapılan bir çalışma ise, Avrupa’da ‘iklim yorgunluğu’ yaşandığına ilişkin iddiaların gerçeği yansıtmadığına işaret ediyor. Çalışmanın sonuçlarına göre üç ülkede de vatandaşların çoğunluğu, iklim değişikliği konusunda endişeli ve güçlü iklim politikalarını destekliyor. İklim değişikliğine şüpheci yaklaşan azınlık ise aşırı sağ parti destekçileri tarafından domine ediliyor.

Devamını Oku »

Marmara Denizi ‘‘hasta’’ ve iklim değişikliği, krizi derinleştiriyor

Kentsel ve endüstriyel kirliliğin yanı sıra aşırı avcılık ve iklim değişikliği baskısı altında olan Marmara Denizi’nin ekosistemi, son 50 yılda oldukça ağır dönüşümler geçirdi ve telafisi mümkün olmayacak şekilde bozulmaya doğru gidiyor. Büyük avcı balıkların denizden kaybolması, sistemin bu türleri barındıramayacak hale geldiğine işaret ediyor. Bugün Marmara’daki balıkçılığın yüzde 90’ını yalnızca 11 tür oluşturuyor. Bu türlerin başında, av verimi her geçen yıl azalan hamsi geliyor. Uzmanlar, giderek kaybolan türlerin, insan müdahalesi ve etkisi ciddi oranda azaltılmadan geri gelmelerinin mümkün olmadığına dikkat çekiyor. Marmara Denizi için mevcut durum sürdürülebilir değil ve tüm paydaşların tam bir uzlaşı ile mevcut baskıların azaltılmasını sağlaması gerekiyor.

Devamını Oku »

Marmara’da gemicilik kaynaklı hava kirliliği yüzde 80’e kadar azaltılabilir

İstanbul ve Çanakkale Boğazları’ndan her yıl geçen yaklaşık 50 bin gemi, Marmara Bölgesi’ndeki hava kirliliğinin de önemli sebepleri arasında. Gemi yakıtları nedeniyle açığa çıkan kükürt ve azot oksitler ile parçacıklı maddelerin ciddi sağlık sorunlarına yol açtığı biliniyor. Türk Boğazlar Sistemi’nin ‘‘Emisyon Kontrol Alanı’’ ilan edilmesi ve gemi yakıtlarının denetlenmesi, gemicilik kaynaklı hava kirliliğini yüzde 80’e kadar azaltabilir.

Devamını Oku »

Görünmez katil: Hava kirliliği İstanbul’u tehdit ediyor

İstanbul’un farklı yerlerindeki 37 hava kalitesi izleme istasyonundan yedi sene boyunca toplanan veriler, kanserojen ilan edilen ince partikül maddenin (PM2.5) hem kent merkezlerinde hem de kırsal alanlarda Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) sınır değerinin üzerinde olduğunu gösteriyor. En az tespit edildiği yerlerde dahi, DSÖ’nün önerdiği yıllık ortalama değerden iki kat fazla bulunuyor. Türkiye’nin Hava Kalitesi Değerlendirme ve Yönetimi Yönetmeliği’nde bir an önce PM2.5 için sınırlama getirmesi ve kirliliğin; trafik, sanayi, gemi emisyonları gibi temel kaynaklarını azaltacak uygulama ve politikaları hayata geçirmesi gerekiyor.

Devamını Oku »

Akdeniz’de tropik geceler artıyor

Akdeniz Bölgesi’nde görülen tropik geceler, iklim değişikliği nedeniyle 1950’den bu yana neredeyse iki katına çıktı, ortalama süreleri ise yüzde 45 arttı. Tropik geceler, özellikle kıyı bölgelerde ve kentsel alanlarda daha belirgin hissediliyor. Daha da artması beklenen sıcaklıkların toplum sağlığı, tarım ve turizm üzerindeki etkilerine karşı önlem almak gerekiyor.

Devamını Oku »

Depremden öğren(eme)diklerimiz: İnşaat ve yıkım atıklarının yönetimi

Depremlerin yıldönümünde, deprem enkazlarının tamamına yakını kaldırıldı. Yapılan gözlemler ve araştırmalar ise, bu hızlı sürecin mevzuata uygun yönetilmediğine işaret ediyor. Mevcut uygulamalar, bölgede yaşayanları kimyasallara maruz bıraktı ve ekosistemlerde kalıcı hasarlar meydana getirdi. Türkiye, hem beklenen depremler hem de kentsel dönüşüm süreçleri için, güvenli bir enkaz kaldırma stratejisi geliştirmeli.

Devamını Oku »

Turizm sektörü iklim değişikliği kaynaklı risklere hazırlanmalı

Küresel ekonomiden daha hızlı büyüyen ve giderek daha yüksek salımlı seyahatlere odaklanan turizm sektörü, aynı zamanda iklim değişikliği kaynaklı riskler karşısında oldukça kırılgan. COP 28’de yayınlanan Turizm ve İklim Değişikliği Durum Değerlendirmesi Raporu’na göre kayak turizmi, kıyı turizmi ve bazı doğa temelli turizm türleri risk altında.

Devamını Oku »